2010-12-29
2010-12-26
uzunsaçlıkızlakısasaçlıerkek
cuma akşamı sedefte dört kız rakı-balık ettik. dört adet birbirleriyle baya güsel iletişim kurabilen kız.
sedef bişiler dedi orda. çok aklıma yattı.
geçmiş/mevcut ilişkilerimizin gidişatı hakkında konuşuyorduk. sefgili deişse de,ilişki süreçlerinin çok benzer olduğundan...
biz kızlar rahatsız olduğumuzda konuşuyoruz; ben bundan rahatsızım bıt cıt vs diye. ya da trip yapıyoruz. hoşlanmadığımız birşeyden hoşlanmış gibi davranmak yerine, karşıdaki belki anlar da bir daha tekrarlamaz/düzeltir yaptığını gibi umutlarla. trip yapma amacımız tabi ki ilişkiye zarar vermek değil. erkeklerden daha fazla rahatsız olduğumuz konular olabilir (gerçi bundan çok da emin değilim). bunun nedeninin de büyük oranda çok daha detaycı olmamıza bağlayabilirim.
bunun yanında ilişki boyunca hep rahatsızlığını belli eden hatun kişi olsa da, erkek bir anda gelip, ben yapamıycam artık ayrılmak istiyorum diye kestirip atıyo. daha önce halinden tavrından anlamışoluyoruz muhtemelen ama kulaklarımızla duymamışızdır muhtemelen - saten bu konuda (halden tavırdan anlamak konusunda)uzmanlaştırdılar bizi. bizim hislerimizin güçlü olmasının sebebi erkek kısmının iletişimdeki yetersizliğidir; başka türlü aramızda uçurumlar olur mazallah- ama sana daha önce rahatsız olduğu şeylerden (çok büyük olmadıkları sürece) asla bahsetmemiştir. sonra gelir çat diye ayrılır. üstelik bunu da nasıl yapacağını bilmediğinden, karşında konuşmayı deneyen bir aptal görürsün. saçma sapan bahaneler ve seni hala çok seviyorumlardan oluşan cümleleriyle.
sedef bunun nedenini kızların kendi aralarında herşeyi en ince detayına kadar konuşabilmelerine bağladı. kendi aramızda herşeyi ifade etmeye alışık olduğumuzdan sevgilimize de o şekilde yaklaşıp herşeyi konuşabiliyoruz. sevdiğimiz şeylerin yanında sevmediklerimizi de ifade edebiliyoruz. bu sebepten bi sorun varsa dile getiren biz oluyoruz. erkekler ise buna hiç alışık olmadıklarından bizlere karşı da bir anlamda "mesafeli"ler. o yüzden beklenmedik ayrılıklar yaşayanlar genelde kızlar oluyor.
tabi bu kesinlikle böyle olacak die bir kaide yok; ama benim bahsettiğim karşılıklı iki kişinin de birbirini sevdiği ve sağlıklı gibi başlayan ilişkiler. baştan bir taraf isteksizse daha acaip şeyler olabilir.
bir de baktığım tüm örneklerde kız tarafının elinden geldiğince sabırlı olmaya çalıştığını görüyorum.erkekler ise bu sabrı suistimal ediyorlar. mesela, basit bir örnek; 2 gün aranmıyorum. 3 gün arandığımda birazcık kırgın veya şaşırmış olsam da düzeliyorum hemen. karşıdaki acaip bir egoya (?) sahip olduğundan, benim bir sorun çıkarmamamı veya bunu normal karşılamamı görünce bi daakine 4 gün aramıyor. sonunda hafif tartışsak da ben yine kabulleniyorum ve bu süre 1 hafta oluyor vs. bu örekleri çoğaltabiliriz.
erkek ise karşılaştığı sorunda (karşısındaki kız onu köpek eden kızlardan değil de normal sağlıklı bir kızsa) hemen kestirip atıyor.
bu arada ne de çok seviyolar köpek olmayı. köpek olmayı sevmeyi kendilerine yediriyorlar. ama eğer normal bir kızsa, köpek ettiği adamı sevmiyodur ki o. gercekten sevgisini gösterdiği adamı seviyordur. ya da bir problem vardır. kız güvensizdir mesela. biz rus kızları gibi yetişmedik ki. kaçan kovalanır mantığını maalesef asla reddemiyorum ama, bundan hayvanlar gibi zevk almaları inanılmaz korkunç.
sevgilerimi sunuyorum. gelmiş geçmiş tüm sevgililerime. irili ufaklı. beynimi çorba gibi yaptınız. ne sevgisi. en derin ve keskin ısırıklarımı sunuyorum. kanatana kadar.
sedef bişiler dedi orda. çok aklıma yattı.
geçmiş/mevcut ilişkilerimizin gidişatı hakkında konuşuyorduk. sefgili deişse de,ilişki süreçlerinin çok benzer olduğundan...
biz kızlar rahatsız olduğumuzda konuşuyoruz; ben bundan rahatsızım bıt cıt vs diye. ya da trip yapıyoruz. hoşlanmadığımız birşeyden hoşlanmış gibi davranmak yerine, karşıdaki belki anlar da bir daha tekrarlamaz/düzeltir yaptığını gibi umutlarla. trip yapma amacımız tabi ki ilişkiye zarar vermek değil. erkeklerden daha fazla rahatsız olduğumuz konular olabilir (gerçi bundan çok da emin değilim). bunun nedeninin de büyük oranda çok daha detaycı olmamıza bağlayabilirim.
bunun yanında ilişki boyunca hep rahatsızlığını belli eden hatun kişi olsa da, erkek bir anda gelip, ben yapamıycam artık ayrılmak istiyorum diye kestirip atıyo. daha önce halinden tavrından anlamışoluyoruz muhtemelen ama kulaklarımızla duymamışızdır muhtemelen - saten bu konuda (halden tavırdan anlamak konusunda)uzmanlaştırdılar bizi. bizim hislerimizin güçlü olmasının sebebi erkek kısmının iletişimdeki yetersizliğidir; başka türlü aramızda uçurumlar olur mazallah- ama sana daha önce rahatsız olduğu şeylerden (çok büyük olmadıkları sürece) asla bahsetmemiştir. sonra gelir çat diye ayrılır. üstelik bunu da nasıl yapacağını bilmediğinden, karşında konuşmayı deneyen bir aptal görürsün. saçma sapan bahaneler ve seni hala çok seviyorumlardan oluşan cümleleriyle.
sedef bunun nedenini kızların kendi aralarında herşeyi en ince detayına kadar konuşabilmelerine bağladı. kendi aramızda herşeyi ifade etmeye alışık olduğumuzdan sevgilimize de o şekilde yaklaşıp herşeyi konuşabiliyoruz. sevdiğimiz şeylerin yanında sevmediklerimizi de ifade edebiliyoruz. bu sebepten bi sorun varsa dile getiren biz oluyoruz. erkekler ise buna hiç alışık olmadıklarından bizlere karşı da bir anlamda "mesafeli"ler. o yüzden beklenmedik ayrılıklar yaşayanlar genelde kızlar oluyor.
tabi bu kesinlikle böyle olacak die bir kaide yok; ama benim bahsettiğim karşılıklı iki kişinin de birbirini sevdiği ve sağlıklı gibi başlayan ilişkiler. baştan bir taraf isteksizse daha acaip şeyler olabilir.
bir de baktığım tüm örneklerde kız tarafının elinden geldiğince sabırlı olmaya çalıştığını görüyorum.erkekler ise bu sabrı suistimal ediyorlar. mesela, basit bir örnek; 2 gün aranmıyorum. 3 gün arandığımda birazcık kırgın veya şaşırmış olsam da düzeliyorum hemen. karşıdaki acaip bir egoya (?) sahip olduğundan, benim bir sorun çıkarmamamı veya bunu normal karşılamamı görünce bi daakine 4 gün aramıyor. sonunda hafif tartışsak da ben yine kabulleniyorum ve bu süre 1 hafta oluyor vs. bu örekleri çoğaltabiliriz.
erkek ise karşılaştığı sorunda (karşısındaki kız onu köpek eden kızlardan değil de normal sağlıklı bir kızsa) hemen kestirip atıyor.
bu arada ne de çok seviyolar köpek olmayı. köpek olmayı sevmeyi kendilerine yediriyorlar. ama eğer normal bir kızsa, köpek ettiği adamı sevmiyodur ki o. gercekten sevgisini gösterdiği adamı seviyordur. ya da bir problem vardır. kız güvensizdir mesela. biz rus kızları gibi yetişmedik ki. kaçan kovalanır mantığını maalesef asla reddemiyorum ama, bundan hayvanlar gibi zevk almaları inanılmaz korkunç.
sevgilerimi sunuyorum. gelmiş geçmiş tüm sevgililerime. irili ufaklı. beynimi çorba gibi yaptınız. ne sevgisi. en derin ve keskin ısırıklarımı sunuyorum. kanatana kadar.
2010-12-24
hint
iletişim kurarken insanlar aslında hep kendileriyle ilgili tüyolar veriyorlar bana. ben şöyleyim ben böyleyim diye. ama ben sanırım havlayan köpek ısırmaz mantığıyla yaklaşıp, bana yapmaz bea, hem niye yapsın, bulmuş beni diyorum.
sora, aaa bi bakıyorum yapıyo. önceden de uyarmaya çalışmış oysa beni. tolere etmeme yeter mi bu bilgi. yetmeli aslında. ya da en başından ciddiye alıp koşarak uzaklaşmak lazım.
yapamadık onu. şimdi düşüne düşüne uzaklaşalım. sert adımlarla. boşuna iletişim kirliliği yaratmayalım. tarih çok tekerrürden ibaret hakkaten.
çiftleşelim allah aşkına. benim kötü davrandıım bana kötü davransın, iyi davrandığım iyi davransın. bu ne; çaprazlama etkileşim mi olur. başlarım böle etkileşime.
sora, aaa bi bakıyorum yapıyo. önceden de uyarmaya çalışmış oysa beni. tolere etmeme yeter mi bu bilgi. yetmeli aslında. ya da en başından ciddiye alıp koşarak uzaklaşmak lazım.
yapamadık onu. şimdi düşüne düşüne uzaklaşalım. sert adımlarla. boşuna iletişim kirliliği yaratmayalım. tarih çok tekerrürden ibaret hakkaten.
çiftleşelim allah aşkına. benim kötü davrandıım bana kötü davransın, iyi davrandığım iyi davransın. bu ne; çaprazlama etkileşim mi olur. başlarım böle etkileşime.
2010-12-23
when harry met sally
2010-12-19
bok böcee
sevebileceğim adamın blogunda sevdiği kadın için yazdıklarını okumak, idrak etmeye çalışmak nedir abi. vücudumun hava deliklerine ite ite eksik parçaları sokmak mıdır. iyiydi be o delikler. gerçi ben yapıyorum hepsini, şizofrene bağlamayalım şimdi. üff. olmasaydı keşke. arada benlen ego tatmin etmiş lem. götoş.
asabiyet
1. dün tzt'ye "bal"ı izlemeye gittim deniz gökle. anlamadığım bir şekilde buz gibi bir sinema orası. biletler 2 tl diye mi öyle? 3 tl yapsınlar, azıcık ısıtsınlar yahu. neyse. izlememiştim balı. inanılmaz güzelmiş. çok beğendim. büyülenmiş bir şekilde çıkarkan filmden, 45-50 yaşlarında bir aplamız film için "montaj yapmayı bilen herkes çekebilir bunu, bu ne ya, film mi bu" gibi bişiler dedi. nedir bu kendine güven. yani filmi beğenmemiş olabilir. benim beğendiğimi herkes beğenmeli, beğenmeyenler bi boktan anlamıyor diyenlerden değilim ama bu eleştir de biraz körlük ahmaklık angutluk değil mi? ne çok farklı farklı insan var. ne anlatılır ki bunlara, gözünü kapatmış yapmış yorumunu cesurca. peki ben neden takıldım o kadına bu kadar çok.
2. sonra denizle helvetia ya yemek yemeye gidelim dedik. bisikleti var diye aşağıdan dolandık. bisikletide ordaki küba denen saçma yerin yanındaki ağaca kilitleyecektik ki, kübanın önünde duran iki adet garson gayet kaba ve kendilerine güvenli şekilde (emir kulu diye acımıycam yani) "arkadasım onu karşıya bağlayın" dedi. ulan kübanın yanındaki ağaca da mı karışacaksın. bi de saat erken, hava buz gibi dışarda 4 tane masa var bomboş. kimse oturmaz orda. ama adam bize bizim bisikleti koyacağımız yerin yanına da masa atabilecekleri söyledi. ulen dedik yarım saat yemek yiyip çıkıcaz. abdi misin. işte tartışmadık. bu da angut. ama sinir yaptım yine. üff.
3. ve son olarak da akşam animasyon festivaline 9 seansına girdik. saten sinemada, özellikle festivallerde gereksiz yere kahkaha atan insanlardan nefret etiğimi sölerim hep. bu sefer az sayıdalardı. gerçi seyirci de azdı. ama bunlardan sürekli aralarında fısır fısır konuşanlardan biri bi koltuk yanımda; herşeyi anlayan, anladığını yanındakine açıklayan sonra da her boka, ama abartmıyorum minnacık bile her boka ahahahahahahahahahaha şeklinde gülen (ayh hırrrr) ince sesli APTAL hatun da arkama oturmuştu. ahahahaha larının arasında bi de "ay çok komik ya" diyodu. değildi ama gerçekten değildi. tebessüm ediyordu salondaki diğer herkes, ve o ince espriyi anlamak saten onların hayatının bir parçasıydı. o kadar zor deildi ki espri. neden bu kadar yüzümüze vursun.
zamanında abdinin biri bana "mazeretim var asabiyim ben" gibi abdi bişi demişti. ben de öyleyim abdi.
2. sonra denizle helvetia ya yemek yemeye gidelim dedik. bisikleti var diye aşağıdan dolandık. bisikletide ordaki küba denen saçma yerin yanındaki ağaca kilitleyecektik ki, kübanın önünde duran iki adet garson gayet kaba ve kendilerine güvenli şekilde (emir kulu diye acımıycam yani) "arkadasım onu karşıya bağlayın" dedi. ulan kübanın yanındaki ağaca da mı karışacaksın. bi de saat erken, hava buz gibi dışarda 4 tane masa var bomboş. kimse oturmaz orda. ama adam bize bizim bisikleti koyacağımız yerin yanına da masa atabilecekleri söyledi. ulen dedik yarım saat yemek yiyip çıkıcaz. abdi misin. işte tartışmadık. bu da angut. ama sinir yaptım yine. üff.
3. ve son olarak da akşam animasyon festivaline 9 seansına girdik. saten sinemada, özellikle festivallerde gereksiz yere kahkaha atan insanlardan nefret etiğimi sölerim hep. bu sefer az sayıdalardı. gerçi seyirci de azdı. ama bunlardan sürekli aralarında fısır fısır konuşanlardan biri bi koltuk yanımda; herşeyi anlayan, anladığını yanındakine açıklayan sonra da her boka, ama abartmıyorum minnacık bile her boka ahahahahahahahahahaha şeklinde gülen (ayh hırrrr) ince sesli APTAL hatun da arkama oturmuştu. ahahahaha larının arasında bi de "ay çok komik ya" diyodu. değildi ama gerçekten değildi. tebessüm ediyordu salondaki diğer herkes, ve o ince espriyi anlamak saten onların hayatının bir parçasıydı. o kadar zor deildi ki espri. neden bu kadar yüzümüze vursun.
zamanında abdinin biri bana "mazeretim var asabiyim ben" gibi abdi bişi demişti. ben de öyleyim abdi.
2010-12-17
aklım o kadar karman çorman ki. yoğunlaşmamak için abdi abdi şeylerle oyalıyorum. kendi haline bıraksam nolcek aceba.
kanım böyle çok hızlı hızlı ama yanlış yunluş yerlerden karman çorman akıyomuş gibi. zor lan böle olmak. kronikleşiyo galipa. ben diyorum hakkaten bu kadar çetrefilli olcanı bilseydim insan bedeninde kalmanın,doğmazdım lan. ne doğcam.
rahat rahat yatardım işte nerde yatıyosam. aklım bi karış havada. dünyadan haberim yok. miss.
aklımın gerisine atıyorum ya bişileri bilerek ve isteyerek. orda onlar noluyo acaba.çürüyolarmı yağlı yağlı, kokarak. metan gazıyla patlarsa görürüm.
kanım böyle çok hızlı hızlı ama yanlış yunluş yerlerden karman çorman akıyomuş gibi. zor lan böle olmak. kronikleşiyo galipa. ben diyorum hakkaten bu kadar çetrefilli olcanı bilseydim insan bedeninde kalmanın,doğmazdım lan. ne doğcam.
rahat rahat yatardım işte nerde yatıyosam. aklım bi karış havada. dünyadan haberim yok. miss.
aklımın gerisine atıyorum ya bişileri bilerek ve isteyerek. orda onlar noluyo acaba.çürüyolarmı yağlı yağlı, kokarak. metan gazıyla patlarsa görürüm.
2010-12-11
kedili çarşaf
kedilerin çarşaflara olan takıntısı nedir abi? biri bana açıklasın. ne zaman çarşafımı değiştirmeye çalışsam, tera çıldırıyo. heycan yapıyo; altına mı girsem üstüne mi çıksam, koşsam mı sadece -yatağın bi ucundan bi ucuna, yoksa tetikte mi beklesem popomu hafif yukarı kaldırıp sağa sola oynatarak... göz bebekleri büyüyo, simsiyah oluyo. ısırarak yemek istiyorum terayı öyle olunca.
2010-12-03
stupid girl
26 yıl sonra sürekli ders alıp bunu uygulamaya geçiremiyen, erimiş kalpli genç kızlarımız için hep beraber....
miss li den geliyor;
deep down i know i'm not a stupid girl
but still i make all those mistakes, yeay
i know there is a lot stupid girls in this world
but i don't want to be like them
yes i will learn but as a lonely ugly drunk on a bend
la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la, right!
(http://fizy.com/#s/1ixpkd)
miss li den geliyor;
deep down i know i'm not a stupid girl
but still i make all those mistakes, yeay
i know there is a lot stupid girls in this world
but i don't want to be like them
yes i will learn but as a lonely ugly drunk on a bend
la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la, right!
(http://fizy.com/#s/1ixpkd)
2010-12-02
böcük
cocuumun babasının bu silueti böcek çıktı. böcekmiş meğersem. silueti ve olası pembelikleri kaybetmek kötü amma böcekle de yaşanmaz ki. ben de napıyım ezmek zorunda kaldım. peçeteyle böyyyllee bastırıverdim. ezildi. ezilirken de kıtır kıtır sesler çıkardı. bi de sıvı aktı içinden. eflatun-gri arası. parlak. parıl parıl parlak. merak ettim ben de parmakladım o sümüksü sıvıyı. ilginç, sevilesi bi rengi vardı, ama tadı yoktu hiç. hiç de böle bişi yememiştim. öyle işte.
sonra peçeteyle topladım. attım çöpe. ama eccük izi kaldı yerde o sıvının koyuca. haftasonu temzizlik yapıjiim. ovalarım o da geçer.
sonra peçeteyle topladım. attım çöpe. ama eccük izi kaldı yerde o sıvının koyuca. haftasonu temzizlik yapıjiim. ovalarım o da geçer.
2010-11-21
su hava toprak istiyorum. su hava ve toprak bükebilmek istiyorum # 2
ağustosta tek başıma kalkana gittiğiimde de aynı şey olmuştu. gerçi birileriyle paylaştığımda " amannn sen de mi onlardansın" tepkisi alıyorum. istiyorum ki cesaret edebileyim. bırakayım şehri. insanlar yoruyor beni. bilgisayarım olsun, internet olsun. filmler ile müzikler ordan halledilir. kitap saten halledilir. gideyim yerleşeyim. minik kasabanın mimar hanımı olayım. tabi deniz ve orman olsun kasabada. sıkma baş kimse de istemiyorum. cinnetli gecelerimde olay çıkarabilirim. gelsin misafirlerim, rakı açalım, şarap açalım. balık yapalım. köpeciklerim kediciklerim olsun. aslında bir de sevdiceğim olsa güzel olur ama sevdiceklerim hep başka şeyler istiyolar. (hayatıma bir daha mimar, sinemacı veya reklamcı sokmayayım dedim, hayatıma sokmak istediğim mimar, sinemacı veya reklamcı olmayan da mimar, sinemacı veya reklamcı olma hayalleriyle yanıyordu. peh dedim. hepiniz ölüverin emi. istemiyorum artık züppelik. yada olcaksanız da efendi olun. ama çevremi sarmış bu meslek grupları, kurtuluşum yok. çünki başka türlü arkadasım yok.) nese alakasız. işte. nisan mayıs gibi başlayayım denize girmeye-kasım aralık gibi bitsin bu sezon.) sürekli yeşil bişiler yemekten yemyeşil olayım. cigara tüttüreyim. kafam yoğun çalışsın bu sayede ama çevremde hep orman falan olduğundan, fantastik çalışsın. gideyim istiyorum işte. en azından bir deneyeyim.
işte. ben böyle hayaller kurunca da benlen dalga geçiyolar. istiyorum ama yapabileyim. ama tek başıma da yemiyor açıkcası. zaten 20 yıl uğraşıp harbici süper sapına kadar muhabbet edebileceğim insaları bulmakla uğraşmışım ve az sayıda da olsa bulmuşum. çok sayıda da saatlerce muhabbet edebileciğim insan var. bu insanları yıllarca emek harcayıp ankara ve istanbulda milyonlarca insanın içinden seçmişim. şimdi git kasabaya 10.000 insanın içinden doyasıya muhabbet edebileceğin insan bul. hiç gerçekçi değil. korkum budur benim. yanlız kalmak. saten tek cocuum. o moda çıp diye girebiliyorum farkında bile olmadan. ama gitmem lazım. bi yerlere gitmem lazım.
beynimde birden çok berna var , arada muhabbet ediyoruz. hepimizi burdan, ordan, şurdan uzaklaştırmam lazım. en azından önümüzdeki 5 -10 yıl içerisinde.
işte. ben böyle hayaller kurunca da benlen dalga geçiyolar. istiyorum ama yapabileyim. ama tek başıma da yemiyor açıkcası. zaten 20 yıl uğraşıp harbici süper sapına kadar muhabbet edebileceğim insaları bulmakla uğraşmışım ve az sayıda da olsa bulmuşum. çok sayıda da saatlerce muhabbet edebileciğim insan var. bu insanları yıllarca emek harcayıp ankara ve istanbulda milyonlarca insanın içinden seçmişim. şimdi git kasabaya 10.000 insanın içinden doyasıya muhabbet edebileceğin insan bul. hiç gerçekçi değil. korkum budur benim. yanlız kalmak. saten tek cocuum. o moda çıp diye girebiliyorum farkında bile olmadan. ama gitmem lazım. bi yerlere gitmem lazım.
beynimde birden çok berna var , arada muhabbet ediyoruz. hepimizi burdan, ordan, şurdan uzaklaştırmam lazım. en azından önümüzdeki 5 -10 yıl içerisinde.
su hava toprak istiyorum. su hava ve toprak bükebilmek istiyorum.
yine işler hiç istemediğim bir hal aldı. stratejik davranma özürlü olduğumu bi 10 yıldır falan biliyorum. değiştirmeye çalıştığımda midem bulandığı için yola devam edemiyorum. çalışmadığımda ise olaylara uzak kalıp melül melül bakıyorum. nasıl bu hale getirebiliyorum bi anda hiç bilmiyorum ama hep aynı tanıdık situation.. yani güzel olabilecek birşeye temizce başlamak bir yana dursun, sanki elime ortada yanan ateşten ucu yanan odun almışım delicesine çevreye savuruyorum. üçüncü gözü olanlar bunu yaptığımı görebilirler. olmayanlar ise sanki bişi yapmıyomuşum da kendiliğinden oluyomuş zannedebilirler. o yüzden elime ayağıma yüzüme değil, beynime, beyinciğime, yüreciğime bakmak lazım. bu da olacak iş değil tabi. du bakali n'olcek.
canım sıkılıyo aslında ama canımın sıkılmasını anlayışla karşılayacak kadar biliyorum ben bu duyguyu. şu sıralar geçmişimde beslendiklerimle övünmeyi de bıraktım. berna için yeni bi dönemmiş. aslında böyle biriyim falan diye bişi kalmamış yani. içimi dinliyorum ben de. 2. 3. şahısları takmayıp nasıl istiyosam onu yapıyım bari, nasılsa amaç kalmadı. zevk alayım, besleneyim hoşuma gidenlerden diyorum. ama yanlış anlaşılmak da olası tabe. ama şu noktadan sora koy dötüne derler demü. canım sıkılıyo sinirim bozuluyo. bi ağzına iki tane çakasım geliyo. burnunu kırasım geliyo. bi de amann diyorum herkes kendi kafasında, kendi gelgitinde, takıl diyorum. sadece canım istediğinde istediğim şeyi yapabilseydim güzel olabilirdi. ama o da psikopatlığa girer. henüz çok erken. aslında durum bokum gibi. ama yapcak bişi olmadığından zevk almaya çalışmak lazım.
aslında bi de kendime sinir oluyorum. kendi içimde, görünmeyen enerjimle o kadar emek harcayıp beyn,mi meşgul ediyorum ki, yorgun düşüyorum. bunun yerine klasik dişi jargonunu öğrensem, ona göre hareket etsem. herkes bok. kimse söylediği gibi netliği sevmiyor aslında. gösterip vermeme, isteyip istememe moduna girmek lazım. ama onu yaparsam ben zevk alamam. ya da kendimimi kandırıyorum. böyle zevk mi alıyorum sanki. buna yorucu diyorum ama o daha uğraştırıcı ve sabır gerektiriyo. ben kolaya mı kaçıyorum. bu ne lem. böyle olmamalı aq. canım sıkıldı yine. bok.
canım sıkılıyo aslında ama canımın sıkılmasını anlayışla karşılayacak kadar biliyorum ben bu duyguyu. şu sıralar geçmişimde beslendiklerimle övünmeyi de bıraktım. berna için yeni bi dönemmiş. aslında böyle biriyim falan diye bişi kalmamış yani. içimi dinliyorum ben de. 2. 3. şahısları takmayıp nasıl istiyosam onu yapıyım bari, nasılsa amaç kalmadı. zevk alayım, besleneyim hoşuma gidenlerden diyorum. ama yanlış anlaşılmak da olası tabe. ama şu noktadan sora koy dötüne derler demü. canım sıkılıyo sinirim bozuluyo. bi ağzına iki tane çakasım geliyo. burnunu kırasım geliyo. bi de amann diyorum herkes kendi kafasında, kendi gelgitinde, takıl diyorum. sadece canım istediğinde istediğim şeyi yapabilseydim güzel olabilirdi. ama o da psikopatlığa girer. henüz çok erken. aslında durum bokum gibi. ama yapcak bişi olmadığından zevk almaya çalışmak lazım.
aslında bi de kendime sinir oluyorum. kendi içimde, görünmeyen enerjimle o kadar emek harcayıp beyn,mi meşgul ediyorum ki, yorgun düşüyorum. bunun yerine klasik dişi jargonunu öğrensem, ona göre hareket etsem. herkes bok. kimse söylediği gibi netliği sevmiyor aslında. gösterip vermeme, isteyip istememe moduna girmek lazım. ama onu yaparsam ben zevk alamam. ya da kendimimi kandırıyorum. böyle zevk mi alıyorum sanki. buna yorucu diyorum ama o daha uğraştırıcı ve sabır gerektiriyo. ben kolaya mı kaçıyorum. bu ne lem. böyle olmamalı aq. canım sıkıldı yine. bok.
2010-11-13
bırt
uğraşmak zor uğraş değil mi. sonunu gör de ona göre uğraş böyle. o zaman hiç zevki kalmazmış da bıt cıt da tıt pıt. yok öle bişi. tercihe bağlı olmalı. görelim abi sonunu. ne gerek var yorulup yıpranmaya. ya da belki ummadığımız birşeyin sonu nu göüp onla harbici uğraşamaya karar vericez. bence bu dünyanın düzeni değişmeli. çok saçma buluyorum ben bu düzeni. kolay olan zevksiz zor olan zevkli diye bişi yok işte. kolay olan zevkli olabülür ama zor olan asla zevkli değil. asla. zor olup da zevkli olan tek şey spordur. bu kadar. gerçi sinema da olabilir. ama bu sefer bu kadar. çok mu tembelim. acık uğraşa hemen canım sıkılıyo bilemedim ki. ama üffffğğğğhhhhffff. rakı havamdaymışım bugün gerçekten de yanlış ortammış. ben aslında herşeyi kendi kndime yapmalımıymışım/yapıyomuşum/yapmaya mı alışmışım. kolay olsun istiyorum. huzur ve mutluluk, sağlık esenlik ve sevgi istiyorum. rahatlık ve boşluk istiyorum. göğsümde rahatsız hisler, beynimde karıncalanmalar yerine daha keyifli hisler istiyorum. bence çok normal ağğbbiiii.
2010-11-10
Kibirli Ceviz
bir dediğini iki etmiyorsun
kendini kanıtlıyorsun
durup durup yanıltıyorsun
bizleri kandırıyorsun
en sonunda yiyecem seni
çıldırtıyorsun beni
hazmedemiyorum seni
kızdırıyorsun beni
seni gidi seni, kibirli ceviz
seni gidi "yedikçe çıtırdatacak" ceviz
en sonunda yiyecem seni
çıldırtıyorsun beni
hazmedemiyorum seni
kızdırıyorsun beni
seni gidi seni, dik kafalı ceviz
seni gidi oynak, seni sevimli ceviz
diretme kaderine inat etme
aradığın onca şey zaten var bende
direnme kibirlim inat etme
yürediğinde eridim ben bir kere
seni gidi seni, dik kafalı ceviz
seni gidi oynak, seni sevimli ceviz
o kadar sevince seni
unutturdun bana kendimi
hadi kırıp yesem seni
ama ya ekşitirsen midemi
takedi takedi taketse de canıma
bakıdım bakıdım baktım bir kere tadına
bir talcid atarım geçer atarım geçer
senin maceran benim içimde biter
kendini kanıtlıyorsun
durup durup yanıltıyorsun
bizleri kandırıyorsun
en sonunda yiyecem seni
çıldırtıyorsun beni
hazmedemiyorum seni
kızdırıyorsun beni
seni gidi seni, kibirli ceviz
seni gidi "yedikçe çıtırdatacak" ceviz
en sonunda yiyecem seni
çıldırtıyorsun beni
hazmedemiyorum seni
kızdırıyorsun beni
seni gidi seni, dik kafalı ceviz
seni gidi oynak, seni sevimli ceviz
diretme kaderine inat etme
aradığın onca şey zaten var bende
direnme kibirlim inat etme
yürediğinde eridim ben bir kere
seni gidi seni, dik kafalı ceviz
seni gidi oynak, seni sevimli ceviz
o kadar sevince seni
unutturdun bana kendimi
hadi kırıp yesem seni
ama ya ekşitirsen midemi
takedi takedi taketse de canıma
bakıdım bakıdım baktım bir kere tadına
bir talcid atarım geçer atarım geçer
senin maceran benim içimde biter
2010-11-07
sarhoşumtırwsk
salakça tanışma salakça gece. ardından peyote. geberiyesiye peyote. hemcislerin asılması. hemcinslere yüzverme. çok eğlenme. duygularla oynama. ama bi gecelik. geberiyesiye dans etme. çok dans etme.çooookkkkk dans etme. sabaha kadar dans. sabah olmuş. onunla olsaymış.mırrr. güzel kedim.
2010-11-05
derler adama
Don't stop nobody
Like a lesson in my life
Don't stop nobody
Cause I got you on my mind
It will be hard to
Learn a lesson in my life
It will be hard to leeaarrn…
Nobody else gets my message, nobody else like you.
Nobody else gets my message, nobody else…
Like a lesson in my life
Don't stop nobody
Cause I got you on my mind
It will be hard to
Learn a lesson in my life
It will be hard to leeaarrn…
Nobody else gets my message, nobody else like you.
Nobody else gets my message, nobody else…
2010-11-02
2010-11-01
coupling candır
2010-10-31
cigarettes
dün sabahtan akşama kadar evde film izlediğim halde yalızca iki adet sigara içmiş bulunmaktayım. body worlds ün etkileri sanırım....
bu arada karnında ceninli kadınla, sevişen çift de varmış. getirmemişler türkiyeye onları. neden acaba. sevişenler çok manalı olmayabilir ama cenin ve kadın baya etkileyici olurdu bence. merak ettim neden getirmediklerini.
bu arada karnında ceninli kadınla, sevişen çift de varmış. getirmemişler türkiyeye onları. neden acaba. sevişenler çok manalı olmayabilir ama cenin ve kadın baya etkileyici olurdu bence. merak ettim neden getirmediklerini.
2010-10-24
Aptal
Bir adet sevgilim vardı bir zamanlar.adına “pika” diyelim. Güzel bir 9 aydan sonra 5 ay mola ve çirkin bir 2 ay süreci yaşadık. İkinci birleşmeye ne gerek var denebilir. Ama durum öyle gerektirmiş. O bencil, ben aşık.
Bunun da bi eski sevgilisi var, adı “appa” olsun. Belli, seviyor kızı (uzaktan konuşmak ne rahat), ama bana sürekli saçmalama tarzında bişiler diyip kendimi paranoyak ve deli manyak hissettiriyor. İlk 9 ayda ikna olmuştum bile. Neyse. Bir gün biz PS oynarken bunun msninde –appa- belirdi. “Ama silmemişsinnnnn” dedim. Hep sildim derdi çünki. Ben “msnden sildin mi” demezdim, o kendi öyle demeyi uygun görmüş. “Bana sürekli neden sildim dersin ki” dedim. “Doğru söylesene bana ne gerek var” dedim. “Sildim işte, makmikmok, tek appa o mu be!” dedi. “İyi, peki” dedim. Bu arada bu kişi (pika)de görüp görülebilecek en yalancı kişi. Her konuda yalan söylüyor. Ama benim yakaladıklarım çok da zararlı olmadıklarından bir çeşit hastalık olduğunu düşünüp gülüp geçiyorum. Bu söylediklerine inanmıyorum ama aşık aptalım ya, sineye çekiyorum. Garip işte. Sonra bi sabah ben erken kalkıyorum, bilgisayarın başına gidiyorum, msnde appa bişiler yazmış gece. Gönül istiyor açıp okuyayım. Takılan bilgisayar izin vermiyor. Aşağıda sadece –appa sincap- ışığı yanıp sönüyor. Soyadı da var yani. Bu sefer tek appa o mu yalanı da yaramaz. Biraz daha beynini kullanıp yalan söylemesi lazım. Hep de sakinim aslında. Kızmıyorum bağırmıyorum. İçten içe ne mal olduğunu biliyorum. Soruyorum. “sildim işte sildim, ne appası” diyor. İçimde gözlerimde bir şaşkınlık. Yuh ifadesi. Ne ciğersiz adam bu, ne korkak ve ne ipne. (Ama seviyorum.ahahaha) Onda ise –ne yazmış acaba- ifadesi. Aslında o kadar aptal olamaz diyorum, böyle yalanlar söyleyecek kadar. Sadece beyni yavaş. Ya da dudaklarına ilk sinyaller çok geç indiğinden beyni tam gelişmemiş bir çocuk kıvamında aklına ilk geleni söylüyor. Ama aptalca işte. O gece artık appa buna bu appaya ne dediyse o hafta dünyanın yine en aptalca şeklinde ayrılıyoruz. Ayrılmıyoruz görüşmemeye başlıyoruz. Buna şaşırmıyorum. “ off, sandığımdan da ciğersizmiş” diyorum. “ne piçim insan!?”. Bana görüşmeyelim bile demeyecek, hatta işim var/ daha sonra gibi herhangi bir korkakça da olsa bahane sunmayacak kadar aptal ve ciğersiz. Ulan şaka maka 1 yıl geçirmişiz götoş. Saygısız ipne demezler mi adama.
Neyse. Ayrılma şekilleri kafaya taktığım bi konu değil. Ama en azından bi sms, facebook msgı falan beklerim ama bu aptal pika’nın saçma yalanları daha çok üzerinde kafa yorduğum şeyler. Çünkü ikimiz açısından da aptalca. Ben de saçma mıyım, ne bekliyorum yalanı göre göre. Ama işte aşkın aptallığı olabilen şeyler. Aşıktım ulan. Yanında mest haldeydim ve bir gün daha beslensem onunla kârdı benim için. O ise 30 yaşına gelmiş korkak, ciğersiz ve mega aptaldı. Özrü ne. Ne bu kadar korkak olmayı ve aptalca yalanlar söylemeyi affettirir. Bu gelinen noktada artık beynin hormonları telkin etmesi lazım. Erkek de olsan. Dayanıksız da olsan.) "bi daha olur sevgili pipim" diyebilmesi lazım beynin. Nitekim bundan çok kısa bir süre sonra pikakalpappa oldu. Birlikte olmaya başladılar.
Özet: “Tek appa o mu!” ve “sildim işte sildim diyorum” yalanları mide bulandıracak kadar aptalcalar. Aptal demeye doymayacağım kadar aptalcalar. Erkeklerin genelinde olan ama bunda biraz boku çıkmış korkaklık baya mide bulandırıcı.
Bunların (pipili kesimin) ayrılmaları da çok zor oluyor. Kendileri maille, smsle, telefonla ayrılmaya feci karşılar ama ayrılana kadar da canları çıkıyor. Anlamam ki onu da hiç. Ayrılacaksan yüz yüze konuşsan n’olur konuşmasan n’olur. "Seni hala seviyorum, ilişki kuramıyorum" saçmalıkları ağzından çıkmayıversin. Azıcık söyleyeceğin varsa mail at, yoksa msg çek n’olcak. E ben böyle yaptığımda da kızma. Gereksiz işler bunlar. Ayrılıyosun ulan. Ne şekilde terk edildiğine değil, terk edilme durumuna takıl takılacaksan. Neyse. Konumuz aptal pikaydı, nerelere geldik.
Bunun da bi eski sevgilisi var, adı “appa” olsun. Belli, seviyor kızı (uzaktan konuşmak ne rahat), ama bana sürekli saçmalama tarzında bişiler diyip kendimi paranoyak ve deli manyak hissettiriyor. İlk 9 ayda ikna olmuştum bile. Neyse. Bir gün biz PS oynarken bunun msninde –appa- belirdi. “Ama silmemişsinnnnn” dedim. Hep sildim derdi çünki. Ben “msnden sildin mi” demezdim, o kendi öyle demeyi uygun görmüş. “Bana sürekli neden sildim dersin ki” dedim. “Doğru söylesene bana ne gerek var” dedim. “Sildim işte, makmikmok, tek appa o mu be!” dedi. “İyi, peki” dedim. Bu arada bu kişi (pika)de görüp görülebilecek en yalancı kişi. Her konuda yalan söylüyor. Ama benim yakaladıklarım çok da zararlı olmadıklarından bir çeşit hastalık olduğunu düşünüp gülüp geçiyorum. Bu söylediklerine inanmıyorum ama aşık aptalım ya, sineye çekiyorum. Garip işte. Sonra bi sabah ben erken kalkıyorum, bilgisayarın başına gidiyorum, msnde appa bişiler yazmış gece. Gönül istiyor açıp okuyayım. Takılan bilgisayar izin vermiyor. Aşağıda sadece –appa sincap- ışığı yanıp sönüyor. Soyadı da var yani. Bu sefer tek appa o mu yalanı da yaramaz. Biraz daha beynini kullanıp yalan söylemesi lazım. Hep de sakinim aslında. Kızmıyorum bağırmıyorum. İçten içe ne mal olduğunu biliyorum. Soruyorum. “sildim işte sildim, ne appası” diyor. İçimde gözlerimde bir şaşkınlık. Yuh ifadesi. Ne ciğersiz adam bu, ne korkak ve ne ipne. (Ama seviyorum.ahahaha) Onda ise –ne yazmış acaba- ifadesi. Aslında o kadar aptal olamaz diyorum, böyle yalanlar söyleyecek kadar. Sadece beyni yavaş. Ya da dudaklarına ilk sinyaller çok geç indiğinden beyni tam gelişmemiş bir çocuk kıvamında aklına ilk geleni söylüyor. Ama aptalca işte. O gece artık appa buna bu appaya ne dediyse o hafta dünyanın yine en aptalca şeklinde ayrılıyoruz. Ayrılmıyoruz görüşmemeye başlıyoruz. Buna şaşırmıyorum. “ off, sandığımdan da ciğersizmiş” diyorum. “ne piçim insan!?”. Bana görüşmeyelim bile demeyecek, hatta işim var/ daha sonra gibi herhangi bir korkakça da olsa bahane sunmayacak kadar aptal ve ciğersiz. Ulan şaka maka 1 yıl geçirmişiz götoş. Saygısız ipne demezler mi adama.
Neyse. Ayrılma şekilleri kafaya taktığım bi konu değil. Ama en azından bi sms, facebook msgı falan beklerim ama bu aptal pika’nın saçma yalanları daha çok üzerinde kafa yorduğum şeyler. Çünkü ikimiz açısından da aptalca. Ben de saçma mıyım, ne bekliyorum yalanı göre göre. Ama işte aşkın aptallığı olabilen şeyler. Aşıktım ulan. Yanında mest haldeydim ve bir gün daha beslensem onunla kârdı benim için. O ise 30 yaşına gelmiş korkak, ciğersiz ve mega aptaldı. Özrü ne. Ne bu kadar korkak olmayı ve aptalca yalanlar söylemeyi affettirir. Bu gelinen noktada artık beynin hormonları telkin etmesi lazım. Erkek de olsan. Dayanıksız da olsan.) "bi daha olur sevgili pipim" diyebilmesi lazım beynin. Nitekim bundan çok kısa bir süre sonra pikakalpappa oldu. Birlikte olmaya başladılar.
Özet: “Tek appa o mu!” ve “sildim işte sildim diyorum” yalanları mide bulandıracak kadar aptalcalar. Aptal demeye doymayacağım kadar aptalcalar. Erkeklerin genelinde olan ama bunda biraz boku çıkmış korkaklık baya mide bulandırıcı.
Bunların (pipili kesimin) ayrılmaları da çok zor oluyor. Kendileri maille, smsle, telefonla ayrılmaya feci karşılar ama ayrılana kadar da canları çıkıyor. Anlamam ki onu da hiç. Ayrılacaksan yüz yüze konuşsan n’olur konuşmasan n’olur. "Seni hala seviyorum, ilişki kuramıyorum" saçmalıkları ağzından çıkmayıversin. Azıcık söyleyeceğin varsa mail at, yoksa msg çek n’olcak. E ben böyle yaptığımda da kızma. Gereksiz işler bunlar. Ayrılıyosun ulan. Ne şekilde terk edildiğine değil, terk edilme durumuna takıl takılacaksan. Neyse. Konumuz aptal pikaydı, nerelere geldik.
2010-10-10
26 yaşında topuklu ayakkabı deneyimleri
yüksek topuk insanı tavşan yapıyormuş
yokuş çıkmak kolay/ yokuş inmek zor.çok zor.
bir de sabah 8 de evden çıkılan, gün boyu onunla araba kullanıp oraya buraya koşturulan, akşam mesaiye kalınan ve (feci yağmurlu olan) gece konsere gidilen günler böyle bir ayakkabı giyilmemeliymiş. 16 saat onlarla gezdikten sonra bir süre yere basamadım.
ama sanat eseri gibiler.)
yokuş çıkmak kolay/ yokuş inmek zor.çok zor.
bir de sabah 8 de evden çıkılan, gün boyu onunla araba kullanıp oraya buraya koşturulan, akşam mesaiye kalınan ve (feci yağmurlu olan) gece konsere gidilen günler böyle bir ayakkabı giyilmemeliymiş. 16 saat onlarla gezdikten sonra bir süre yere basamadım.
ama sanat eseri gibiler.)
mal ghetto
söylemesi ayıp cuma gece ghettoya gittim.hindi zahra.pek bana göre değilmiş. bana göre olan yerleri de var da neyse işte.
ha bu arada klasik gitardan da en az latinodan nefret ettiğim kadar nefret ediyomuşum. hatırladım.
ghetto ne boktan bi yermiş yahu. giriş kapısının yanında sahne var. saçmalık bir. doğal olarak insanlar hop sahnenin önüne bitiveriyo. seyirciye arkadan katılacağına en önden katılıyosun. ama önde de bi görevli var, senin ağzını sulandırıp (önden izleme kousunda) öne ve girişe yığılma oluyor diye yukarı kata göndermeye çalışıyor.yukarıya çıkmak içinise sahne önünü çaprazlama geçmen lazım. kalabalığı yarman lazım. herkesi bi itelemen lazım. bu arada bar da kapını karşısında olduğundan arada kalabalığı ters yönde yarıp içki alabilmen lazım falan.kalabalığı yarmak istemediğimden ve kırk yılın başında topuklu ayakkabı giydiğimden pek yerimden kıpırdamadan barın yanına yaslanıp cool bi şekilde konser izleyeyim dedim. önümden bir bucuk saat boyunca sanırım bi 150 kişi geçmiştir itekaka. delirdim. gecenler de haklı, girişe birikemezler. ama sinir oldum, delirdim. tam havaya giriyorum bi grup el ele tutuşmuş önümden geçmeye çalışıyo, yapışıyorum bara. bu arada ses sistemi bok gibi. 2. şarkıdan sonra düzeliyor biraz ama arada hoparlörler cızırdıyor. var mı böyle bişi. bu arada giriş-çıkış kapısından çıkarken sahnenin perdesini kaldırıp (etek altı bakar gibi) ne var ne yok diye dikizleyebiliyosun. çok yazık bir planı var ghettonun. çok üzücü.
doğum gecemde parov stelar izlemek istemiştim. ama ghettoda diye 4 sefer daha düşüneceğim. orda adam gibi konser izlemek neredeyse imkansız sanırım. yazık./
bu kadar. ghettonun düzelmesi dileğiyle. kendinden öncekileri bari örnek alsaydı.
ha bu arada klasik gitardan da en az latinodan nefret ettiğim kadar nefret ediyomuşum. hatırladım.
ghetto ne boktan bi yermiş yahu. giriş kapısının yanında sahne var. saçmalık bir. doğal olarak insanlar hop sahnenin önüne bitiveriyo. seyirciye arkadan katılacağına en önden katılıyosun. ama önde de bi görevli var, senin ağzını sulandırıp (önden izleme kousunda) öne ve girişe yığılma oluyor diye yukarı kata göndermeye çalışıyor.yukarıya çıkmak içinise sahne önünü çaprazlama geçmen lazım. kalabalığı yarman lazım. herkesi bi itelemen lazım. bu arada bar da kapını karşısında olduğundan arada kalabalığı ters yönde yarıp içki alabilmen lazım falan.kalabalığı yarmak istemediğimden ve kırk yılın başında topuklu ayakkabı giydiğimden pek yerimden kıpırdamadan barın yanına yaslanıp cool bi şekilde konser izleyeyim dedim. önümden bir bucuk saat boyunca sanırım bi 150 kişi geçmiştir itekaka. delirdim. gecenler de haklı, girişe birikemezler. ama sinir oldum, delirdim. tam havaya giriyorum bi grup el ele tutuşmuş önümden geçmeye çalışıyo, yapışıyorum bara. bu arada ses sistemi bok gibi. 2. şarkıdan sonra düzeliyor biraz ama arada hoparlörler cızırdıyor. var mı böyle bişi. bu arada giriş-çıkış kapısından çıkarken sahnenin perdesini kaldırıp (etek altı bakar gibi) ne var ne yok diye dikizleyebiliyosun. çok yazık bir planı var ghettonun. çok üzücü.
doğum gecemde parov stelar izlemek istemiştim. ama ghettoda diye 4 sefer daha düşüneceğim. orda adam gibi konser izlemek neredeyse imkansız sanırım. yazık./
bu kadar. ghettonun düzelmesi dileğiyle. kendinden öncekileri bari örnek alsaydı.
üzülsem bi dert üzülmesem bi dert
üzüyorum seni daha az görüşelim der
yok diyorum, iyiyim ben böyle, takılıyorum oğlummmm
bırak zevkini çıkarayım
yok diyo üzüyorum.
böyle mi tatmin oluyosun a mal derim
1 yıl oldu, hala ne üzülmesi, üzülmemi kaldı,
üzülcek yerlerim ağrıyo
mis gibi geçinip gidiyoruz
inandıramadım
hayır gercekten üzülsem siklemicek, biliyorum, görmemezlikten gelcek
neyse, seviyorum hayatımda olmasını. pure mutluyum yanındayken. gidince de bi bok hissetmiyorum. insanoğlu garip şey.bi bir yıl daha geçirim böyle ben zannedersem. bi aksilik olmazsa.ahahah.
yok diyorum, iyiyim ben böyle, takılıyorum oğlummmm
bırak zevkini çıkarayım
yok diyo üzüyorum.
böyle mi tatmin oluyosun a mal derim
1 yıl oldu, hala ne üzülmesi, üzülmemi kaldı,
üzülcek yerlerim ağrıyo
mis gibi geçinip gidiyoruz
inandıramadım
hayır gercekten üzülsem siklemicek, biliyorum, görmemezlikten gelcek
neyse, seviyorum hayatımda olmasını. pure mutluyum yanındayken. gidince de bi bok hissetmiyorum. insanoğlu garip şey.bi bir yıl daha geçirim böyle ben zannedersem. bi aksilik olmazsa.ahahah.
2010-09-28
salak sefgili
üniveriteye ilk başladığımda bir sevgilim var idi.
bi gün ben yerde oturmuş ayakkabılarımı bağlarken, o da ağzıma sakız atıyordu. ben de tutuyordum sakızları. sonra bu malak ağzıma "şaka" olsun diye çakmak attı. ben de tabi tutmaya çalıştım. ön dişler ortadan çatladı tabi.
çok salaklar çoookkk. ayarını bilmez köpek yavrusu gibiler.
bi gün ben yerde oturmuş ayakkabılarımı bağlarken, o da ağzıma sakız atıyordu. ben de tutuyordum sakızları. sonra bu malak ağzıma "şaka" olsun diye çakmak attı. ben de tabi tutmaya çalıştım. ön dişler ortadan çatladı tabi.
çok salaklar çoookkk. ayarını bilmez köpek yavrusu gibiler.
2010-09-23
yine sevgili karma!
dalga mı geçiyorsun benlen sen kuzum.
ben diyorum "bir daha asla kendimden küçük biriyle duygusal/fiziksel münasebete girmiycem." söz veriyorum kendime. seçiyorum. bunu derken de aklımdaki en küçük yaş 86lılar saten. daha küçükleri arkadaşlarımın kardeşlerinin yaşıtları gibi bi ilişki var.
sen tutuyosun bana 86 etiketli 88 asıllı veriyosun.
ben diyorum "bir daha asla kendimden küçük biriyle duygusal/fiziksel münasebete girmiycem." söz veriyorum kendime. seçiyorum. bunu derken de aklımdaki en küçük yaş 86lılar saten. daha küçükleri arkadaşlarımın kardeşlerinin yaşıtları gibi bi ilişki var.
sen tutuyosun bana 86 etiketli 88 asıllı veriyosun.
2010-09-21
mal oğlak
yine iş bahanesinde bir oğlak burcu
uzak durmak istiyorum, kan mı çekiyor nedir
ben zengin ve az çalışan, bööleee sanatçı ruhlu ama züppe olmayan, erkek gibi, döşü kıllı birini isterken sen bana habire saçmasalak oğlak burçları (sözüm Shaguj Koray Özbey'den dışarı) veriyorsun eros.
erosluk bi durum yok tabi de,nese..
uzak durmak istiyorum, kan mı çekiyor nedir
ben zengin ve az çalışan, bööleee sanatçı ruhlu ama züppe olmayan, erkek gibi, döşü kıllı birini isterken sen bana habire saçmasalak oğlak burçları (sözüm Shaguj Koray Özbey'den dışarı) veriyorsun eros.
erosluk bi durum yok tabi de,nese..
bir göz kırp, bi bakış at, çevirme kafanı, bakmaya devam et. bırrr.
yaş arttıkça flört edebilme yeteneğinde bir azalma oluyor
beğenmek zorlaşıyor, kriterler artıyor, umursamazlık artıyor.ama en azındna birini az da olsa beğendiğinde flört olayını başarabilmeli insan. ders almam lazım. hemen arkadaş muhabbeti yaş iş.
35 yaşımda nasıl olacağım aceba.büyük büyük laflar etmesene berna.
beğenmek zorlaşıyor, kriterler artıyor, umursamazlık artıyor.ama en azındna birini az da olsa beğendiğinde flört olayını başarabilmeli insan. ders almam lazım. hemen arkadaş muhabbeti yaş iş.
35 yaşımda nasıl olacağım aceba.büyük büyük laflar etmesene berna.
2010-09-19
sufleli duş jeli
erkek arkadaşım olma aşamasındaki bir -erkeğin- banyosunda, şu cheesecakeli, turtalı murtalı duş jellerinden görüp "ne iş" diye sormuştum.
cevap "aroma terapime kimse karışamaz!" oldu.
allah kurtardı beni yani.
cevap "aroma terapime kimse karışamaz!" oldu.
allah kurtardı beni yani.
terazi şenliği
gün bugündür sevgili teraziler. ayın 19u. merkürün ters etkisi kalkıyor üzerimizden. düşünme planlama faslı bitti, harekete geçme zamanı geldi. kutlamalar yapılmalı, oyunlar oynanmalı.
ilk hangi girişimde bulunsam. hemen iş başvurularına başlayayım.çok heyecanlıyım. hadi bakalım.)
ilk hangi girişimde bulunsam. hemen iş başvurularına başlayayım.çok heyecanlıyım. hadi bakalım.)
2010-09-18
kahpe felek
kilo aldığından şüphelenip bi bakıyorsun 3-4 kilo almışsın. o aynı 3-4 kiloyu vermek için terler akıtıyosun ama. çok adaletsiz bu dünya ya. aynı 3-4 kilo. ne farkı var.
kozmik güçler
kadın-erkek ilişkilerinde çok acayip enerjiler söz konusu. bence dünya olurşurken bu konuda denge bi şaşmış. yani herşey daha düzgün, daha anlaşılabilir, daha tanımlı olabilrdri. herkes daha huzurlu ve daha mutlu olabilirdi. böylece kafa yordukları şeyler daha önemli ve somut şeyler olurdu. insalık da bilgisayarı mesela, 20. yüzyılda değil de 17. yüzyılda falan keşfederdi.
bir sürü örneği var tabi de sabah aklıma gelen örnek şudur ki;
misal ben bir erkeğe aşıkım. seviyorum onu. benim olsun istiyorum. öpüşelim koklaşalım istiyorum. ben istedikçe o istiyorsa bile isteği azalıyor. ben biraz dayanıyorum. burda iki seçenek var;
1- onun ki azala azala bitiyor. ben öyle bakakalıyorum. sonra aradan bi süre geçiyor( ki bunun 5-6 yıllık öreneğini de 5-6 aylık örneğini de gördüm) erkek kıza bir şekilde ulaşıyor. ya yavşıyor, ya seni hala unutamadım diyor(aslında unutmuş da hatırlamış), ya da "hayatımda pişman olduğum bi şey varsa o da seni bırakmaktı" diyor. bi defol git allaşkına demeyeceğim. çünki iş işten geçse de az bişi iyi hissettiriyor insana kendini. ama bu ilişki böyle bitmmiş oluyor. elde hiç bişi yok.
2- onun ki azaldıkça ben bunu hissetmeye başlıyorum. bi süre sonra benim ki de azalmaya başlıyor. bıkmışım çünki. nereye kadar sevebilirsin ki seni sevemeyen birini. olmaz öyle şey. filmlerde bile olmuyor artık. neyse. sonra benim ki azalarak bitiyor. onunki artıyor tabi bu arada. onunkinin artması benim kendimi güçlü hissetmemi sağlıyor. daha uzak oluyorum. sora pat, bi bakmışım o baştaki zevkli aşktan eser yok. en fazla bi inat bi alışkanlık var ortada. sonra saten onun isteği de bitiyor. bu ilişki de böyle bitmiş oluyor.
yani bu kadar saçma bişi daha var mı ya. çok basite indirgedim biliyorum ama indirilebilitesi var da hani..hayır ben napsam ne etsem mıçtım demektir. herkes öyle tabi.
yani aşk ve seks de yeme içme gibi bir ihtiyaç değil mi? o zaman neden bu kadar yorucu. bi garip. bilemedim.
(3- tabi onun aşkı pıt diye bitmiş, seninki azalmaya başlayınca durumdan etkilenmemiş azalmaya/bitmeye devam etmiş sora ilişki bitmiş ve sonunda hiç seni özlememiş de olabilir. bu da bi seçenek. bu da saçma ama. sevmedim hiç. ama daha az yorucu sanki. ayh çok kafam karışıyo-re.
bir sürü örneği var tabi de sabah aklıma gelen örnek şudur ki;
misal ben bir erkeğe aşıkım. seviyorum onu. benim olsun istiyorum. öpüşelim koklaşalım istiyorum. ben istedikçe o istiyorsa bile isteği azalıyor. ben biraz dayanıyorum. burda iki seçenek var;
1- onun ki azala azala bitiyor. ben öyle bakakalıyorum. sonra aradan bi süre geçiyor( ki bunun 5-6 yıllık öreneğini de 5-6 aylık örneğini de gördüm) erkek kıza bir şekilde ulaşıyor. ya yavşıyor, ya seni hala unutamadım diyor(aslında unutmuş da hatırlamış), ya da "hayatımda pişman olduğum bi şey varsa o da seni bırakmaktı" diyor. bi defol git allaşkına demeyeceğim. çünki iş işten geçse de az bişi iyi hissettiriyor insana kendini. ama bu ilişki böyle bitmmiş oluyor. elde hiç bişi yok.
2- onun ki azaldıkça ben bunu hissetmeye başlıyorum. bi süre sonra benim ki de azalmaya başlıyor. bıkmışım çünki. nereye kadar sevebilirsin ki seni sevemeyen birini. olmaz öyle şey. filmlerde bile olmuyor artık. neyse. sonra benim ki azalarak bitiyor. onunki artıyor tabi bu arada. onunkinin artması benim kendimi güçlü hissetmemi sağlıyor. daha uzak oluyorum. sora pat, bi bakmışım o baştaki zevkli aşktan eser yok. en fazla bi inat bi alışkanlık var ortada. sonra saten onun isteği de bitiyor. bu ilişki de böyle bitmiş oluyor.
yani bu kadar saçma bişi daha var mı ya. çok basite indirgedim biliyorum ama indirilebilitesi var da hani..hayır ben napsam ne etsem mıçtım demektir. herkes öyle tabi.
yani aşk ve seks de yeme içme gibi bir ihtiyaç değil mi? o zaman neden bu kadar yorucu. bi garip. bilemedim.
(3- tabi onun aşkı pıt diye bitmiş, seninki azalmaya başlayınca durumdan etkilenmemiş azalmaya/bitmeye devam etmiş sora ilişki bitmiş ve sonunda hiç seni özlememiş de olabilir. bu da bi seçenek. bu da saçma ama. sevmedim hiç. ama daha az yorucu sanki. ayh çok kafam karışıyo-re.
2010-09-14
terazi
burcum şu anda merkürün ters hareketinin etkisindeymiş.
19 eylüle kadar birşey yapmıycakmışım.
şimdi planlayıp düşünüp uzaktan bakcakmışım.
aynen de öyle yapıyorum. hayvan gibi düşünüyorum. ne planlar ne planlar. mantıklı değil sanırım çoğu ama deli eğlenceli. ona bunu yapcam şuna şunu yapcam. elde bu var vs.
ama resmen ayın 19unu bekliyorum. hadi bakalım. şans bana gülcek ve cok eğlencem umarım haftaya pazartesinden sora.
süper planlarımı uyguluycam. anlaşmalı rollü falan.
birini kıskandırcam lem: çok komik.anlaşmalı arkadasımla hem de.
elime bişi geçmiycek ama bi eğlencem ki sormayın. arkadası da eskişehirden sipariş ettim.bakalım.ele yüze bulaştırmayız işallah.
bıktım eski sevgililerin dötten bacaklı yeni sefgilileriyle aynı ortamda bulunmaktan. biraz da tersi olsun. dimi. benim de hakkım. ipneler sarmış dörtbiryanımı.
19 eylüle kadar birşey yapmıycakmışım.
şimdi planlayıp düşünüp uzaktan bakcakmışım.
aynen de öyle yapıyorum. hayvan gibi düşünüyorum. ne planlar ne planlar. mantıklı değil sanırım çoğu ama deli eğlenceli. ona bunu yapcam şuna şunu yapcam. elde bu var vs.
ama resmen ayın 19unu bekliyorum. hadi bakalım. şans bana gülcek ve cok eğlencem umarım haftaya pazartesinden sora.
süper planlarımı uyguluycam. anlaşmalı rollü falan.
birini kıskandırcam lem: çok komik.anlaşmalı arkadasımla hem de.
elime bişi geçmiycek ama bi eğlencem ki sormayın. arkadası da eskişehirden sipariş ettim.bakalım.ele yüze bulaştırmayız işallah.
bıktım eski sevgililerin dötten bacaklı yeni sefgilileriyle aynı ortamda bulunmaktan. biraz da tersi olsun. dimi. benim de hakkım. ipneler sarmış dörtbiryanımı.
üff her boka başlık koyma ihtiyacı hissediyorum, sinir oluyorum, yok başlık maşlık
bu aralar herkes ayrılıyo dedim ya.
işte bu ayrılanlardan biri böle gsl de bi çiftti.
cocuk sürekli dumanlı, kız uyumlu. nese yaklaşık bir yıl sonra ayrılıyolar.
ve cocuk kıza "hakkını helal ediyomusun bana" diyor.
püskürecek olay değil mi?
anında suratına püskürürsün.
salak.
.m salak..
işte bu ayrılanlardan biri böle gsl de bi çiftti.
cocuk sürekli dumanlı, kız uyumlu. nese yaklaşık bir yıl sonra ayrılıyolar.
ve cocuk kıza "hakkını helal ediyomusun bana" diyor.
püskürecek olay değil mi?
anında suratına püskürürsün.
salak.
.m salak..
2010-09-12
karma
karma diye bişeyin olduna bi süredir feci inanıyorum.şimdi buradan -hatırlayabildiğim kadarıyla karma kanıtlarını- yazacağım evet.ayh hayır.nese.
ben: çoook eskilerde birini baya üzmüştüm.
karma: sonra ki uzun olan altta kalmadı süründürdü.
ben: msgla terkettim.
karma: maille terkedildim.
ben: günün birinde erkek arkadasımı sinema çıkışı dayanamayıp çat die söyleyip terk etmiştim. nitekim ayrılası varsa uzatmanın bir anlamı olmadığına inanıyorum. bi sefer akla kurt düştü mü çıkmaz nitekim.
karma: sonraki sefgilim beni çat diye bir barın önünde terk etmişti. ama salakça 'seni hala sefiyorum' diyerek. sacmalığın daniskası.
ben: burda kayda değer bişiy olmadı. çok kalp kırmamışımdır. tadında bırakmışımdır.
karma: doymadı ve hiç birşey söylenmeyerek terk edildim.
ben: 'olur mu ki aceba lan' diye bencillik ettim. boşu boşuna birleşme ve maille terk etme yaptım.
karma: 'olur mu ki aceba lan' diye bencillik edildi. boşuna bir konuşma yaşandı ve facebook iletisiyle terk edildim.
ben: karmadan dersini almış olan ben, ulen bu benle oyun oynuyo suyuna gidiyim diyip, normalde cevap vermeyeceğim bir teklif mesajını kibarca red ettim.
karma: heralde onu kandırmaya çalıştığımı anladı. saçma laf sokucu bir yanıt aldım.
bundan sonrası nolcek merak ediyorum. kafam da karıştı. napsam da karmayı kızdırmasam. hayır yani sırayla olmasa, ki gercekten büyük oranda sırayla, bu kadar ürkmiycem kendisinden.
ben: çoook eskilerde birini baya üzmüştüm.
karma: sonra ki uzun olan altta kalmadı süründürdü.
ben: msgla terkettim.
karma: maille terkedildim.
ben: günün birinde erkek arkadasımı sinema çıkışı dayanamayıp çat die söyleyip terk etmiştim. nitekim ayrılası varsa uzatmanın bir anlamı olmadığına inanıyorum. bi sefer akla kurt düştü mü çıkmaz nitekim.
karma: sonraki sefgilim beni çat diye bir barın önünde terk etmişti. ama salakça 'seni hala sefiyorum' diyerek. sacmalığın daniskası.
ben: burda kayda değer bişiy olmadı. çok kalp kırmamışımdır. tadında bırakmışımdır.
karma: doymadı ve hiç birşey söylenmeyerek terk edildim.
ben: 'olur mu ki aceba lan' diye bencillik ettim. boşu boşuna birleşme ve maille terk etme yaptım.
karma: 'olur mu ki aceba lan' diye bencillik edildi. boşuna bir konuşma yaşandı ve facebook iletisiyle terk edildim.
ben: karmadan dersini almış olan ben, ulen bu benle oyun oynuyo suyuna gidiyim diyip, normalde cevap vermeyeceğim bir teklif mesajını kibarca red ettim.
karma: heralde onu kandırmaya çalıştığımı anladı. saçma laf sokucu bir yanıt aldım.
bundan sonrası nolcek merak ediyorum. kafam da karıştı. napsam da karmayı kızdırmasam. hayır yani sırayla olmasa, ki gercekten büyük oranda sırayla, bu kadar ürkmiycem kendisinden.
tren gidiyor, atlayamadan üstüne.kihkih.
resmen giderken görüyorum
bööleee uzaklaşıyo
o da hafızanın derinliklerinde yer etcek
ne kalabalık yahu orası
deneme yanılmay öntemiyle hayat mı olur
diğer secenekler nedir
biri bana anlatsııınnnnnn
bööleee uzaklaşıyo
o da hafızanın derinliklerinde yer etcek
ne kalabalık yahu orası
deneme yanılmay öntemiyle hayat mı olur
diğer secenekler nedir
biri bana anlatsııınnnnnn
2010-09-11
2010-09-06
gemoloji nedir ne değildir
sigaramı bu sefer tüm gemoloji öğrencileri ve gemologlar üzerinde söndürüyorum
bu gecelik bağışlayın beni
bu gecelik bağışlayın beni
2010-09-05
yoğurt ekmek
yoğurt ve ekmekten aşk sandığın şeyi çıkarmak
metaforlara takmak
takılıp kalmak
beyninin içindekileri spesifik kişinin bilmesini gecelim, kimse bilemez
dinler bilemez
nasıl da bireyiz
ayılmak istemiyorum bazan
herbirşeyi yaşayım göreyim deneyim olur beslenirim gibi bi derdim de yok
ufacık problemlerde bile uyusam uyansam bi baksam gecmiş gitmiş herşey
musluk bozulduğunda bile böyle olsa
yoğurt ekmeği bi şekilde ibadet biçiminde yersin
sonra yan gözle sırt izlersin
insan beyin/yürek kası da yapabilse keşke
yorula yorula çabalaya deneye kas olsa artık herşeyi kolayca çözse
estetik olarak şahane insan vücudu ama içerik olarak BOK gibi
eve put koyup ona tapıcam artık
bence psikolojime baya iyi gelir kendimi inandırırsam
istanbulda pure sevdiğim yer kalmadı
fenerbahçeyi seviyodum en çok o da geçti
metaforlara takmak
takılıp kalmak
beyninin içindekileri spesifik kişinin bilmesini gecelim, kimse bilemez
dinler bilemez
nasıl da bireyiz
ayılmak istemiyorum bazan
herbirşeyi yaşayım göreyim deneyim olur beslenirim gibi bi derdim de yok
ufacık problemlerde bile uyusam uyansam bi baksam gecmiş gitmiş herşey
musluk bozulduğunda bile böyle olsa
yoğurt ekmeği bi şekilde ibadet biçiminde yersin
sonra yan gözle sırt izlersin
insan beyin/yürek kası da yapabilse keşke
yorula yorula çabalaya deneye kas olsa artık herşeyi kolayca çözse
estetik olarak şahane insan vücudu ama içerik olarak BOK gibi
eve put koyup ona tapıcam artık
bence psikolojime baya iyi gelir kendimi inandırırsam
istanbulda pure sevdiğim yer kalmadı
fenerbahçeyi seviyodum en çok o da geçti
2010-09-01
2010-08-31
2010-08-29
akşamdan kalmış mide kadar korkunç bişi var mı.(
ayh aklıma geldi sabah sabah
sefgili 4,5 senelik sefgilim ayrılırken bana brian molko nun first day ini dinlememi salık vermişti.
boşuna demiyorum tüm eski sevgililerim gerizekalı diye. iyi de olsalar hoş da olsalar bi gerizekalılıkları hep var.
sefgili 4,5 senelik sefgilim ayrılırken bana brian molko nun first day ini dinlememi salık vermişti.
boşuna demiyorum tüm eski sevgililerim gerizekalı diye. iyi de olsalar hoş da olsalar bi gerizekalılıkları hep var.
2010-08-24
bi de böyle kendine aşırı güvenli - ki arkasından göbeğim catlayana kadar t...k geçtiğim- ama sürekli pozlarda takılıp durumun farkında olmayanlar varya, en başta ürkütürler tanıdıkça tiksindirirler. salak onlar tamsalak.
öff eve gitmek istiyorum artık..
dinlediklerimden, gözlemlediklerimden ve bizzat şahit olduklarımdan alı koyamıyorum bu ara beynimi. böyle bi sürü kişiyi birer birer tokatlamak istiyorum.
öff eve gitmek istiyorum artık..
dinlediklerimden, gözlemlediklerimden ve bizzat şahit olduklarımdan alı koyamıyorum bu ara beynimi. böyle bi sürü kişiyi birer birer tokatlamak istiyorum.
eşeğin aklına karpuz kabuğu sokanlar
bir de bu erkeklerin akıllarına bir fikir geldiği anda düşünmeden taşınmadan saçma da olsa bencilce de olsa uygulama/söyleme olayları var.
ya kuzum bizim de aklımıza geliyo şöyle olur mu böyle olur mu olsa güzel olur mu falan diye ama biraz zaman gecsin de biz gözlemleyelim kendimizi diyoruz. bakalım hala mantıklı mı. tabi bu tırlatmadan önceki haller. sakinken henüz havalar.
noluyor sonra. erkek kendince düşünmeden sunduğu fikrin arkasında durmuyor. oysa kadın onu da kendisi gibi zannedip uzun süre düşünülmüş ve iletilmiş bir karar olarak algılıyor ve hiç akloında yoksa bile mımm.. acabaaaa(?) şeklinde düşüncelere dalıyor, rüyasına yatıyor. bi uyanıyo karşıdakinden eser yok. hehe şeklinde sırıtıyo veya ayrı telden calıyo, yada gelip tam tersi bişi söylüyo. e pes diyosun .yuh diyosun. böeğ diyosun. kusuyosun.
ya kuzum bizim de aklımıza geliyo şöyle olur mu böyle olur mu olsa güzel olur mu falan diye ama biraz zaman gecsin de biz gözlemleyelim kendimizi diyoruz. bakalım hala mantıklı mı. tabi bu tırlatmadan önceki haller. sakinken henüz havalar.
noluyor sonra. erkek kendince düşünmeden sunduğu fikrin arkasında durmuyor. oysa kadın onu da kendisi gibi zannedip uzun süre düşünülmüş ve iletilmiş bir karar olarak algılıyor ve hiç akloında yoksa bile mımm.. acabaaaa(?) şeklinde düşüncelere dalıyor, rüyasına yatıyor. bi uyanıyo karşıdakinden eser yok. hehe şeklinde sırıtıyo veya ayrı telden calıyo, yada gelip tam tersi bişi söylüyo. e pes diyosun .yuh diyosun. böeğ diyosun. kusuyosun.
havadan mıdır mevsimden midir bu aralar arkadaşlarımla (arkadaslarımın 9/10'u kadın olmakta..) muhabbetlerimizin evrilip çevrilip gittiği yer kadın/erkek davranış farkları. çay bahçesinde de böyle, meyhanede de böyle, barda pavyonda evde de böyle. herkesin kafası buna çalışıyor bu aralar. ve birbirini gaza getirmelerle birlikte kadınların yücelmesi, erkeklerin leşleşmesi. şimdi tabi biz de biliyoruz, deşarj amaçlı o derece yüklenilmesi ama bir sürü haklı tespitler de var.
düz beyinli, sabit fikirli, dediğim dedik erkekler. bi şekilde uyum sağlamaya çalışan, hoşuna gitmeyen şeylere alışan, kırkmamak için çabalamayı deneyen kadınlar.
bir yandan da düz kafalılığın bir sonucu olarak ağzından ne çıkıyorsa tam olarak onu demek isteyen, ama bunu söylerken bi anlık fikriyle hareket eden erkekler. bunun sonucu kadınların yazması kurması, yok o sözcük aslında bu anlama gelir, yok o mimikle bunu anlatmaya çalışır. sonunda kadın kısmısı düşünür taşınır ve aslında belki hissettiğinden baya farklı birşeyi söyler. erkeğin ne demek istediğini veya tam olarak neden böyle söylediğini düşünüp bulmasını ister. erkeğin kafa yormasını ister. ama erkek kısmı sevmez ki kafası yorulsun. herşey somut olsun ister. herşey somut olursa, kadın ne istediğini/istemediğini birebir ifade ederse zaten bunun çok bi anlamı kalmaz. ki söylese de bu yaştan sonra huylu huyundan vazgecmez.
yetiştirilme şeklinden midir nedir alıcı olmaya alışan erkek bir türlü bu halinden vazgecemez. gecmek de istemez.
sevgi de gösterilmez onlara, içinden geldiğince davranılmaz. kızarsın trip attı olur. aslında ne hissediyosan öyle davranıyosundur. canın sıkılmıştır surat asıyosundur. e hissetmediğin gibi niye davranasın.
için sevgiden kıpır kıpır olursa karşıdaki moronlaşır. senin şevkini yok eder. sen sakinleşince o sırnaşır. ama iş içten geçmiştir. aynı anda olmaz hiç bişi. yeterince tatmine ulaşılamaz. berbaber boşalınamaz.
şimdi aklıma gelen ana konular bunlar.
bu arada o kadar çok biten ilişki var ki. saten yaz sonu bitiş, sonbahar başlangıc dönemi değil mi.
biten uzun hakikatli ilişkilerde de erkekte hep bi özgürüm mutluyum, üzülmem özlemem, yanlız iyiyim, çünki insan değilim, insan değilmiş gibi davranırıp, köpeğin biri kafasına eşarp taksa, eşarp da güzelse peşinde dolanırım, hiç farketmez modunda takılıyolar.
tamam ayrıl bitsin. saten ne zordur iki insanın birbirine tahamülü de bu nedir ya. insan gibi edeplice saygılıca devam etsene hayatına. normalmiş gibi. böyle takip ediyorum bu ara ayrılan çiftleri, kızlardan üzüleni var üzülmeyeni var ama erkeklerde hep bi şaçma striptiz partisine gidesim var havaları. off. insanın canını sıkıyolar.
bi de ders verirler ya diğerine yok üzülme, yok takma, yok bundan sonra şöyle yap böyle yap. allam iki tane çakıcaksın ağızlarına. o bilmiş suratlarına.
gereksiz yazdıkca sinirlendim yahu..
düz beyinli, sabit fikirli, dediğim dedik erkekler. bi şekilde uyum sağlamaya çalışan, hoşuna gitmeyen şeylere alışan, kırkmamak için çabalamayı deneyen kadınlar.
bir yandan da düz kafalılığın bir sonucu olarak ağzından ne çıkıyorsa tam olarak onu demek isteyen, ama bunu söylerken bi anlık fikriyle hareket eden erkekler. bunun sonucu kadınların yazması kurması, yok o sözcük aslında bu anlama gelir, yok o mimikle bunu anlatmaya çalışır. sonunda kadın kısmısı düşünür taşınır ve aslında belki hissettiğinden baya farklı birşeyi söyler. erkeğin ne demek istediğini veya tam olarak neden böyle söylediğini düşünüp bulmasını ister. erkeğin kafa yormasını ister. ama erkek kısmı sevmez ki kafası yorulsun. herşey somut olsun ister. herşey somut olursa, kadın ne istediğini/istemediğini birebir ifade ederse zaten bunun çok bi anlamı kalmaz. ki söylese de bu yaştan sonra huylu huyundan vazgecmez.
yetiştirilme şeklinden midir nedir alıcı olmaya alışan erkek bir türlü bu halinden vazgecemez. gecmek de istemez.
sevgi de gösterilmez onlara, içinden geldiğince davranılmaz. kızarsın trip attı olur. aslında ne hissediyosan öyle davranıyosundur. canın sıkılmıştır surat asıyosundur. e hissetmediğin gibi niye davranasın.
için sevgiden kıpır kıpır olursa karşıdaki moronlaşır. senin şevkini yok eder. sen sakinleşince o sırnaşır. ama iş içten geçmiştir. aynı anda olmaz hiç bişi. yeterince tatmine ulaşılamaz. berbaber boşalınamaz.
şimdi aklıma gelen ana konular bunlar.
bu arada o kadar çok biten ilişki var ki. saten yaz sonu bitiş, sonbahar başlangıc dönemi değil mi.
biten uzun hakikatli ilişkilerde de erkekte hep bi özgürüm mutluyum, üzülmem özlemem, yanlız iyiyim, çünki insan değilim, insan değilmiş gibi davranırıp, köpeğin biri kafasına eşarp taksa, eşarp da güzelse peşinde dolanırım, hiç farketmez modunda takılıyolar.
tamam ayrıl bitsin. saten ne zordur iki insanın birbirine tahamülü de bu nedir ya. insan gibi edeplice saygılıca devam etsene hayatına. normalmiş gibi. böyle takip ediyorum bu ara ayrılan çiftleri, kızlardan üzüleni var üzülmeyeni var ama erkeklerde hep bi şaçma striptiz partisine gidesim var havaları. off. insanın canını sıkıyolar.
bi de ders verirler ya diğerine yok üzülme, yok takma, yok bundan sonra şöyle yap böyle yap. allam iki tane çakıcaksın ağızlarına. o bilmiş suratlarına.
gereksiz yazdıkca sinirlendim yahu..
2010-08-02
Nerden başlasam nasıl anlatsam
İlişki için 3 temel ihtiyaç var; muhabbet, seks ve bir miktar aşk (artık aşk mı dersiniz, sevgimi,elektirik mi,ilgi mi)
Bunlardan ilk ikisi olduğunda olay fuckbuddyciliğe dönüyor. Ki bu da her yiğidin harcı değil. Taraflardan biri error veriyo ister istemez genelde. Bi de bir yere kadar tatmin edebiliyor ruhu. Öyle hayat boyu bunlarla tatmin falan ancak filmlerde oluyor. Ya da 1 milyon insandan birinde. Kendini kandıranlar yavastan duygu kanserini yayıyor tüm duyulara. Mazallah.
Seks ve aşk ikilisi saten çok kısa süreli oluyor ve sonu feci bi bıkkınlık ve belki pişmanlık, kusma isteğiyle birlikte geliyor.
Üçünün birden olduğu durumlarsa feci nadir. Bir de işin içine karşılıklı kişisel istekler ve ihtiyaçlar giriyor.irili ufaklı. İşte yaşçabüyük/küçük olmasını dilemek,şefkat istemek, benzer tatil zevki.. milyonlarca yani. Bunu sağlamak da o kadar zorki.zaten bunların da ağırlık katsayıları var. 4ü tutar biri tutmaz ve bam! Tüm arzulara ölüm.umutsuzluk.
Tabi etrafta kolay tatmin olanlar veya iyi idare edenler de var. Bazıları da idare ettiklerini sanıp yavaş yavaş “bad” enerjilerinin yansımalarını karşı taraftan alırlar. Genelde de tahammülsüzlük veya takıntı olarak gösterir kendini. Dişi kısmı kendini bilmez olay esnasında,erkek kısmı saten derin düşünmez, hiç anlamaz. Ruhu duymaz. Dışardan öyyylleee bakar malmal. Garipser falan. Herkesi kendisi gibi basit zanneder. Basitlikle doğallığı karıştırır.basitlik çok iyi bişey deil ki, güzel olan doğallık. Tanımları kim öğretcek bunlara.
Pure iyi ilişki olsa anlaşılırmıki. “Pure iyi”nin içinde zaman içinde bulanmamak da var tabi..
Olur mu ki öyle birşey. İlişki ya, aslında cok basit, hergün yaptığımız şey..
Bunlardan ilk ikisi olduğunda olay fuckbuddyciliğe dönüyor. Ki bu da her yiğidin harcı değil. Taraflardan biri error veriyo ister istemez genelde. Bi de bir yere kadar tatmin edebiliyor ruhu. Öyle hayat boyu bunlarla tatmin falan ancak filmlerde oluyor. Ya da 1 milyon insandan birinde. Kendini kandıranlar yavastan duygu kanserini yayıyor tüm duyulara. Mazallah.
Seks ve aşk ikilisi saten çok kısa süreli oluyor ve sonu feci bi bıkkınlık ve belki pişmanlık, kusma isteğiyle birlikte geliyor.
Üçünün birden olduğu durumlarsa feci nadir. Bir de işin içine karşılıklı kişisel istekler ve ihtiyaçlar giriyor.irili ufaklı. İşte yaşçabüyük/küçük olmasını dilemek,şefkat istemek, benzer tatil zevki.. milyonlarca yani. Bunu sağlamak da o kadar zorki.zaten bunların da ağırlık katsayıları var. 4ü tutar biri tutmaz ve bam! Tüm arzulara ölüm.umutsuzluk.
Tabi etrafta kolay tatmin olanlar veya iyi idare edenler de var. Bazıları da idare ettiklerini sanıp yavaş yavaş “bad” enerjilerinin yansımalarını karşı taraftan alırlar. Genelde de tahammülsüzlük veya takıntı olarak gösterir kendini. Dişi kısmı kendini bilmez olay esnasında,erkek kısmı saten derin düşünmez, hiç anlamaz. Ruhu duymaz. Dışardan öyyylleee bakar malmal. Garipser falan. Herkesi kendisi gibi basit zanneder. Basitlikle doğallığı karıştırır.basitlik çok iyi bişey deil ki, güzel olan doğallık. Tanımları kim öğretcek bunlara.
Pure iyi ilişki olsa anlaşılırmıki. “Pure iyi”nin içinde zaman içinde bulanmamak da var tabi..
Olur mu ki öyle birşey. İlişki ya, aslında cok basit, hergün yaptığımız şey..
2010-07-19
lounge act
2010-06-05
içimde böle kokuşmuş çöp gibi bişi vardı. vıcık vıcık. bir iğrenç bir iğrenç. rengim bile değişmişti dışarıdan inanmazsınız. ama beynime oyun oynuyorum. umutta yer edindi biraz kendine. şu ara sıkılıyorum mıkılıyorum ama güselim. baya güselim.
darısı hepimizin başına. stabillik çirkindir, değişiklik hareket güzel. enerji veriyo insana.)düşünmek de güsel bu arada. neyi nasıl düşünceni bilmek lazım ama sanırım.
mux.
darısı hepimizin başına. stabillik çirkindir, değişiklik hareket güzel. enerji veriyo insana.)düşünmek de güsel bu arada. neyi nasıl düşünceni bilmek lazım ama sanırım.
mux.
2010-05-24
kompozisyon konusu; 3 kuruş, 5 kuruş, paha biçilememe
Dün ankarada sefgili bi tanecik Koraycım bana “ 3 kuruşluk insana 5 kuruşluk değer verirsen önüne çıkan ilk fırsatta (o jöle beyniyle- ki bunu ben ekledim-) seni aradaki farka satar, senin değerin 2 kuruş gibi olur” dedi. Ah dedim. Klişeler ne de güzel olabiliyomuş. Gerçi bnm için klişe değil yeni duydum bu lafı ama..
Aslında bence içten içe bilinir. Ulen denir aslında 3 kuruş bile etmez bu ama benim katkılarımla 5 kuruşu zorlar. Bi de kendini pazarlamasını iyi biliyosa, bu fiyat inmez, artar bile belki dışsal faydayla denilir. Şimdi bu değer konusu göreceli de aslında. Ama hani gercekten bir sürü insan için ortalama bir değer cıkarılabilinir. Ki bu senin gibi insanların vereceği değerlerden olmalıdır tabi. Herneyse. Senin ‘acaba 3 kuruşluk mu bu ya’ dediğin insan milyonlarcası tarafından ‘1 kuruş bile vermem’ lafını hakediyosa, geçici akıl kaybından müzdariplik hali içerisinde olunabilir. Ya da daha duygusal bıdı bıdılar. Ya da ayın venüse göre konumu vs. olmamalı ama oluyo işti.
Yani tabi her zıtlaştığın yollarını ayırdığın insan da 3 kuruşluk 1 kuruşluk değil tabi. Ama gercekten öyle biriyle karşılaşmak baya ayıltıcı bi etki yaratabilir. Artık yanındaki 3 kuruşlukla senin değerinin de düşme zamanı sona ermiştir.
Burdan kendime 2 kuruşluk damgası vurmak istemem tabi. Değilim çünki. Şahitlerim de var. ahaha. Belli bir dönem gayet masumca bir diğerine uyum sağlarken kısa bir dönem için değerden düşmek gibi algılanmalı. Ayh yine de baya sinir bozucu ayol. Ne gerek var. Böyle bi aydınlanmaya bile gerek yok. Herkes kendi dengine vurulsa keşke.) ciğersiz insanlar grubu varmış ya, onlar çerçöpten ayrılmasa. Koka koka gezse.
bir de senin kendini 10 kuruşluk karşındakini 2 kuruşluk gördüğün insanlar/durumlar var. ne yazık ki insan olmak böle bişi sanırım.ego. engellenemez. fazla kırmamak, öyle bir şey fark edildiği anda sessizce saygılıca tüymek lazım.
Faiz maiz olaylarına hiç girmiyorum.
Hep söylediğim gibi. Adım “sevgi yener” olsaydı da “sevgiler, sevgi yener” diye noktalayabilseydim.
ama bi yandan iyi ki sevgi yener değil.
Herneyse.
Sevgiler.
Çilek.
Aslında bence içten içe bilinir. Ulen denir aslında 3 kuruş bile etmez bu ama benim katkılarımla 5 kuruşu zorlar. Bi de kendini pazarlamasını iyi biliyosa, bu fiyat inmez, artar bile belki dışsal faydayla denilir. Şimdi bu değer konusu göreceli de aslında. Ama hani gercekten bir sürü insan için ortalama bir değer cıkarılabilinir. Ki bu senin gibi insanların vereceği değerlerden olmalıdır tabi. Herneyse. Senin ‘acaba 3 kuruşluk mu bu ya’ dediğin insan milyonlarcası tarafından ‘1 kuruş bile vermem’ lafını hakediyosa, geçici akıl kaybından müzdariplik hali içerisinde olunabilir. Ya da daha duygusal bıdı bıdılar. Ya da ayın venüse göre konumu vs. olmamalı ama oluyo işti.
Yani tabi her zıtlaştığın yollarını ayırdığın insan da 3 kuruşluk 1 kuruşluk değil tabi. Ama gercekten öyle biriyle karşılaşmak baya ayıltıcı bi etki yaratabilir. Artık yanındaki 3 kuruşlukla senin değerinin de düşme zamanı sona ermiştir.
Burdan kendime 2 kuruşluk damgası vurmak istemem tabi. Değilim çünki. Şahitlerim de var. ahaha. Belli bir dönem gayet masumca bir diğerine uyum sağlarken kısa bir dönem için değerden düşmek gibi algılanmalı. Ayh yine de baya sinir bozucu ayol. Ne gerek var. Böyle bi aydınlanmaya bile gerek yok. Herkes kendi dengine vurulsa keşke.) ciğersiz insanlar grubu varmış ya, onlar çerçöpten ayrılmasa. Koka koka gezse.
bir de senin kendini 10 kuruşluk karşındakini 2 kuruşluk gördüğün insanlar/durumlar var. ne yazık ki insan olmak böle bişi sanırım.ego. engellenemez. fazla kırmamak, öyle bir şey fark edildiği anda sessizce saygılıca tüymek lazım.
Faiz maiz olaylarına hiç girmiyorum.
Hep söylediğim gibi. Adım “sevgi yener” olsaydı da “sevgiler, sevgi yener” diye noktalayabilseydim.
ama bi yandan iyi ki sevgi yener değil.
Herneyse.
Sevgiler.
Çilek.
2010-04-28
2010-04-24
2010-04-12
alice harikalar diyarında değil bugünlerde. "that was so real" dinleye dinleye pure gerçeği kavramakla yokmuş gibi davranmak arasında bi yerlerde kaldı.
nasıl bi yer. yuvarlak. jölemsi. garip yani. durumun farkında olup da acaba yanılıyo olma ihtimalim var mılardan gitmek şu araki canlı kalma yöntemi.
kendi mantarlarını tavşanlarını tiktaklarını kuruyo kafasında ki .. öyle mutlu oluyo.
ben güzelim ama. sadece hiç olmassaydı dediğim şeyler/nesneler/insanlar/hisler/olaylar var. çok yönetici biri de olmadığımdan ya yine yok etcem beynimin o kısmını ya da kendi kendine yok olcak. ama parlak birşeyler göremiyorum. baya yıpratıcı bişimiş bu da. (insanlar parlaklık göremediklerinde ölüveriyorlar bence yaşlanınca, ışığı görünce değil yani)
sabah sabah ne kasveti.ama sol omzumun alt kısımları yine kaşıkla yenir gibigibi.
gerçi hormonlar da bu aralar sapıtık.
berna bi türlü berna olamadığında (böle sıkışıp kalıyo bazen) nasıl da canı yanıyo.
püff. elimden midir dilimden midir nedir hava hafif karanlık olsa benim sözcüklerimden zifiri gibi görünüyo. badtrip.) komedi bunlar. bulamaçlar.
yapılcak şeyler gidilecek yerler bile var.
sevgiler.
nasıl bi yer. yuvarlak. jölemsi. garip yani. durumun farkında olup da acaba yanılıyo olma ihtimalim var mılardan gitmek şu araki canlı kalma yöntemi.
kendi mantarlarını tavşanlarını tiktaklarını kuruyo kafasında ki .. öyle mutlu oluyo.
ben güzelim ama. sadece hiç olmassaydı dediğim şeyler/nesneler/insanlar/hisler/olaylar var. çok yönetici biri de olmadığımdan ya yine yok etcem beynimin o kısmını ya da kendi kendine yok olcak. ama parlak birşeyler göremiyorum. baya yıpratıcı bişimiş bu da. (insanlar parlaklık göremediklerinde ölüveriyorlar bence yaşlanınca, ışığı görünce değil yani)
sabah sabah ne kasveti.ama sol omzumun alt kısımları yine kaşıkla yenir gibigibi.
gerçi hormonlar da bu aralar sapıtık.
berna bi türlü berna olamadığında (böle sıkışıp kalıyo bazen) nasıl da canı yanıyo.
püff. elimden midir dilimden midir nedir hava hafif karanlık olsa benim sözcüklerimden zifiri gibi görünüyo. badtrip.) komedi bunlar. bulamaçlar.
yapılcak şeyler gidilecek yerler bile var.
sevgiler.
2010-04-07
2010-03-28
wic aslıda hastaymış. hayır yani gerçekten hastaymış. o zaman her şey açığa kavuşur.
ya da bi çeşit verem bilemedim.)
sabah sabah (kimine göre sabah) soğanlı yumurta+tulum peyniri+hindi jambon+kırmızı biber+salatalık+ çay eşliğinde scrubs. en sefdiklerim.
ama sıkılıyorum. en sevdiklerimden de sıkılıyorum. insan hayatını nasıl değiştirir. kendi değişmeden hayatı değişir mi. ben takıldım kaldım sanki bi yere,bi şeye, bi şeylere. pıff.
ps.yazdıklarım fever ray eşliğinde okunursa daha berrak anlaşılır gibi.
ps #2. az sora aylar sonra mutfakta birşey üreteceğim. pırasalı börek. çok heycamlıyım. ne gerek var dı bilemiyorum.yanına çilekli puding gider mi onu da bilmiyorum ama yapcam olcak.
ps #3. içim dışım film oldu.izlediklerime göre ruh halim değişiyo. kendi olaycıklarıma bakış açım değişiyo. karıştım iyice ayol. filmsiz de olmuyo. hayır yani şurda ne bileyim oturup x-men izlesem yine kendime yorcak bişi buluyorum. zannedersem beynimdeki iletkenler biraz savruklar.
ps #4. legoya başlamaya karar verdim.
legoya başlamak.
legoya başlamaya karar vermek.)
ya da bi çeşit verem bilemedim.)
sabah sabah (kimine göre sabah) soğanlı yumurta+tulum peyniri+hindi jambon+kırmızı biber+salatalık+ çay eşliğinde scrubs. en sefdiklerim.
ama sıkılıyorum. en sevdiklerimden de sıkılıyorum. insan hayatını nasıl değiştirir. kendi değişmeden hayatı değişir mi. ben takıldım kaldım sanki bi yere,bi şeye, bi şeylere. pıff.
ps.yazdıklarım fever ray eşliğinde okunursa daha berrak anlaşılır gibi.
ps #2. az sora aylar sonra mutfakta birşey üreteceğim. pırasalı börek. çok heycamlıyım. ne gerek var dı bilemiyorum.yanına çilekli puding gider mi onu da bilmiyorum ama yapcam olcak.
ps #3. içim dışım film oldu.izlediklerime göre ruh halim değişiyo. kendi olaycıklarıma bakış açım değişiyo. karıştım iyice ayol. filmsiz de olmuyo. hayır yani şurda ne bileyim oturup x-men izlesem yine kendime yorcak bişi buluyorum. zannedersem beynimdeki iletkenler biraz savruklar.
ps #4. legoya başlamaya karar verdim.
legoya başlamak.
legoya başlamaya karar vermek.)
2010-03-21
Etrafta “ölü bedenleri”, mutsuz ağlayan insaları, çirkin suratları, hayal kırıklığına uğramış birilerini görmekten zevk alanlar var. Hemen tespit ediyorlar çevrede böyle biri varsa. Ve içleri yüzlerine yansıyan pis bi huzurla doluyor. Öyle besleniyor gibiler. Kendilerini canlı, mutlu, güzel ve tatmin olmuş hissediyorlar böylelikle. Çok garip. Koycaksın hepsinin arasına bunları, yaşıycaklar sadece onlarla. Görcekler tatmini o zaman. Lanet ....ler.
2010-03-19
2010-03-08
oscar moscar
hurt locker iyi hoş ama çok almadı mı. sırf savaş filmi diye hem de. hele mark doal'un çıkıp şehitlerimiz kardeşlerimiz tarzında konuşması çookk itici değilmiydi. ama avatarı tabiri caiz ise ..t etti. sevindirdi o açıdan.
bunun dışında up'ın içinde bir bit yeniği olduğuna inanıyorum. sık sık olmasa da yapılıyor böyle animasyonlar. ama fantastic mr. fox öyle mi, wes anderson'a ayıp günah değil mi.
son ana kadar meryl streep geçti içimden nolursa olsun, ama sandra bullock'u kabullenmiştim artık.
penelope cruz bence javier bardem'le tartışmıştı. o sebepten yanlız geldi, o sebepten canı sıkkındı. ya da biri sonucu söylemiş olabilir. blemiyorum.
o kadar silik filmin arasında inglourious basterds daha fazla şeyi hakediyordu. district 9 da öyle.
george clooneynin kucaklaşmasını ne çok gösterdiler yahu.
ve neden kimse yoktu törende.
bunun dışında up'ın içinde bir bit yeniği olduğuna inanıyorum. sık sık olmasa da yapılıyor böyle animasyonlar. ama fantastic mr. fox öyle mi, wes anderson'a ayıp günah değil mi.
son ana kadar meryl streep geçti içimden nolursa olsun, ama sandra bullock'u kabullenmiştim artık.
penelope cruz bence javier bardem'le tartışmıştı. o sebepten yanlız geldi, o sebepten canı sıkkındı. ya da biri sonucu söylemiş olabilir. blemiyorum.
o kadar silik filmin arasında inglourious basterds daha fazla şeyi hakediyordu. district 9 da öyle.
george clooneynin kucaklaşmasını ne çok gösterdiler yahu.
ve neden kimse yoktu törende.
2010-03-01
dönem dönem taktıklarım
şimdilik aklıma gelenler tabi, güncellenecek, kısır şu an.
oi va voi - look down
julie delpy - lame love
damien rice - woman like a man
nouvelle vogue - too drunk to fuck
hot chip - crap kraft dinner
hot chip - the beach party
oi va voi - yesterday's mistake
flunk - on my balcony
björk - hyberballad
wax poetic - girl
sia - so we'll be found
smashing pumpkins - eye
smashing pumpkins - tear
blonde redhead - falling man
fatboy slim - star 69
harvey danger - flagpole sitta
oi va voi - look down
julie delpy - lame love
damien rice - woman like a man
nouvelle vogue - too drunk to fuck
hot chip - crap kraft dinner
hot chip - the beach party
oi va voi - yesterday's mistake
flunk - on my balcony
björk - hyberballad
wax poetic - girl
sia - so we'll be found
smashing pumpkins - eye
smashing pumpkins - tear
blonde redhead - falling man
fatboy slim - star 69
harvey danger - flagpole sitta
2010-02-27

tom robbins'in kitaplarının bitmesinden o kadar korkuyorum ki, ya hepsini okursam, yani türkçeye çevrilmiş olanları (nitekim okurken "kısmen" anlamak istemiyorum, yutmak istiyorum tüm cümlelerini). kimsesiz kalırım mazallah. kolay da olmuyo böyle birini bulmak.bi sürü deniyosun sora "efth, bu, bingo" diyosun. ne güzel adam. suratıma karşı iki çift laf etse keşke.ya da ölmeden, çok değil, bi beş tane daha yazsa kitap.çok seviyorum kendisini. göz çukurlarından öpüyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




























