2011-10-12

ne zamandır diycem unutuyorum

habire film izlemek insanın gerçeklikle olan bağını ve etki tepki olaylarını olumsuz yönde etkiliyor. herşey olası geliyor insana. pempemsi gözlükten saf saf bakmak ve biraz fazla hayal aleminde olmaktan. yine aynı konuyla alakalı olarak i'm dina daki gibi bir aşk, HIMYM daki gibi çok boş zaman ve boş zamanda can ciğer kuzu sarma tayfa ve melancoliadaki gibi bir ev istiyorum, hayal ediyorum, olur sanıyorum. sora gerçekler şıllak diye yüzüme çarpıyo. çiğ süt emmiş çiğ insanlar görünce bir canım sıkılıyo anlatamam. idrak aşaması o.sonra silkinip başa sarıyorum. bi yandan zevkli, de daha kontrol edilebilir olsaydım keşke.

2011-09-28

gemoloji öğrencileri, ingilizler, tevfik fikretliler ve böceklerden sonra şimdi de iskandinavlardan nefret ediyorum. geberesiceler. sözüm eric'ten dışarı tabükü. kıps.

2011-09-27

tebernaterabernternaernterna

Tera ile birbirimize benziyoruz gittikçe sanırım. Önceleri o bana benziyor diye düşünüyodum şimdi çok emin değilim. Olaylara verdiğimiz tepkiler ve insanlara yaklaşımımız. Huylarımız, alışkanlıklarımız falan benziyor. Tera'nın yerinde olsam aynen bunu yapardım diyorum bazan.O da diyodur bence. Alékasız.

2011-09-06

Bak gittim, giderim bak, gidiyorum işte..

Bu erkeklerin hükmedilme, pataklanma, köpek olma istekleri nedir, nasıl bişidir? Bunun çok geçmişten gelen bi sebebi olmalı. Çok saçma çünki. Ne biliyim, genetik bişidir belki, bi hormonları az salgılanıyodur veya evrimsel bir şeydir. Hükmedilmediğini hissettiğinde uzaklaşan bir erkek furyası var. Gay mi onlar acaba? Tüm sorularıma biri cevap verebilse keşke. Orta çağda kalmış hakkaten güzel erkek kavramı sanırım. Böyle savaşçı ruhlu.p Şimdilerde şehir isteniyor, onun değil çünki, güzel görünüyor uzaktan, elde edesi var, içinde de kurtarılması gereken prenses var.) Savaş açıyor, zekice ve içtenlikle, kuşatıyor. O noktada içerdekiler “ aman iyi, varsın girsinler, daha iyi olur belki” diye telsim olursa şevki kırılıyor garibimin. İstemiyo artık. Omuzları silke silke gidiyor. Veya züppece, çirkince gidiyor. Ağzından çıkanı kulağı duymadan gidiyor. Prensesi de unutuyo içerdeki. Şehirde yaşayanlar böle bakıp kalıyolar. “Manyak mı bu naptı” diye. Madem almıyacaksın, neden bozdun düzenimizi diye. Orta çağda öylemiymiş. Gurur varmış, tutku varmış.) Nese işte. Ağızlarından çıkanları kulaklarının duydukları tek zaman ilk zaman zannedersem. Sıkıldım ama. Bi de bi sürü versiyonu var. Midem bulanıyor artık. Neden istiyoruz ki biz onları; seks için mi, gece ısınmak için mi, oyun arkadaşı olsunlar diye mi? Öyle galiba. Hepsi de geçerli nedenler gerçi. Ama basitleşti artık. İnsanın hevesi kursağında kalıyor.

2011-08-08

bi de habire karşılaştırma yapıyorum.
şimdi kötü hissediyorum,ama 2010 eylülünde bundan daha kötü hissediyodum. o geçti. demek ki bu da geçicek. hem de daha çabuk geçicek. o zaman hiç üzülmeyeyim ben. yani üzgünmüş gibi davranmamayım. üzülme kotamı alla korusun başka bişi olur ona saklayayım.
üff. bu da yorucu olmaya başladı.
Sabah sabah bu ne mutsuzluk. Bi acayip. “Farkına varmak” çirkin,kötü bir şey. Yorucu bir şey. Cahillik, bilmemezlik mutluluk iimiş hakkaten de. Geçen haftalarda bir şeyin farkına varmıştım, dün iki şeyin farkına vardım. Bari bu kadar sık olmasın. Dengeli gidemiyorum bu şekilde. Oturtamıyorum.

Bi de yoruldum ben ya, birilerine içimden geldiği gibi davranmamaktan. Karşıdakinin tepkisinden çekinmekten.
Birine olduğumdan iyi davranıyorum, içimden “sen ne diyosun,ne anlatıyosun,bi sktr git” demek istiyorum. (bu iki yüzlülük deil heralde ya, sadece fevri olmamak istiyorum, kötü ruh halimle sonradan pişman olacağım şekilde kalp kırmamak istiyorum; aslında sevdiğim kişilere de kötü davranamasın geliyo; hem de nasıl, yerden yere vurasım geliyo). Birine de güzel şeyler hissediyorum, geri tepcek diye belli edemiyorum. Hatta bazen piç gibi davranıyorum. Off. Çok yorulmuşum. İlişki ve iletişim kurmak ne zorlaştı.

Saten şu “iyi davranmama kuralı” bi gün yolun ortasında kusmama sebep olacak. Müthiş gerizekalıca, insanlığın en büyük açıklarından biri bence. Üzerime titrer üzerime titrer, ikna eder beni, içinde parıltı görürüm. Hop bi bakmışsın ben de sempati besliyorum. Sonra-doğal olarak- sevgi ve iyilik dolu hamleler benden. Ben iyi davranınca karşının egosu devreye girer. Aç canavar ego. Yer beni yer. Ben de hiç anlamıyorum bu konulardan. Elimden kayıp gidiyo. Müdahale edemiyorum. Baya baya hayvani içgüdülerle hareket ediyorum.

Akıl kullanmak stratejik davranmak lazımmış. Çok çirkin. Çok çirkin ama diğeri de çok zararlı. Zehir gibi. Dengeli bir şekilde kaçmam, gösterip vermemem lazım ya; yapamıyorum. Yapmıyorum ya da bilmiyorum.
Ya ona doğru gidiyorum,o da bana gelir sanıp / Ya duruyorum yerimde, güvende hissetmeyince. İsterse gelir diye./ Ya da tamamiyle umudu kesip, korkup, tiksinip veya sadece istemeyip var gücümle, mesafeyi aça aça, yetişilmesin yakalanmayım diye kaçıyorum.
Kovalanmak diye bişi yok yani. Yok öyle bi seçenek. Olsa bile bilinçsiz yaptığım için ben bi etkisini görmüyorum. Umrumda olmuyo pek. Gerçi sütten çıkma ak kaşık deilim tabi, egom düşükken bnm de feci faydalandığım zamanlar oluyo. Ama farkına varırsam kesiyorum. Gerçekten.

Öyle işte. Yorulmadan iletişim kurmak isterdim. Çok isterdim hem de. Doğal sürecinde ve iyi olsun her şey isterdim. Ama sanki doğallık doğası gereği negatifliğe kayıyor. Histeri, romantizm ve sanat buradan besleniyo.

Çok yorgunum ben bugün. Yatıp bişiler izlemek istiyorum. Saten üsküdara giderken de bitti. Bok.

2011-07-27

uzun bi düşünme evresinin sonucunda; kitap okurken uyuyakalmanın, film izlerken uyuyakalmaktan daha tatlı bişi olduğuna karar verdim. tatlı tatlı geliyo. bazen farkettirmeden. mımmm.

bi de sonrasında kendini öle filmdeki gibi kötü hissetmiyosun. kitap bölünebilitesi olan bişi ya. bi oturuşta bitmesi için "alper canıgüz" tarafından falan yazılmış olması lazım ya.