2011-10-12
ne zamandır diycem unutuyorum
habire film izlemek insanın gerçeklikle olan bağını ve etki tepki olaylarını olumsuz yönde etkiliyor. herşey olası geliyor insana. pempemsi gözlükten saf saf bakmak ve biraz fazla hayal aleminde olmaktan.
yine aynı konuyla alakalı olarak i'm dina daki gibi bir aşk, HIMYM daki gibi çok boş zaman ve boş zamanda can ciğer kuzu sarma tayfa ve melancoliadaki gibi bir ev istiyorum, hayal ediyorum, olur sanıyorum. sora gerçekler şıllak diye yüzüme çarpıyo. çiğ süt emmiş çiğ insanlar görünce bir canım sıkılıyo anlatamam. idrak aşaması o.sonra silkinip başa sarıyorum.
bi yandan zevkli, de daha kontrol edilebilir olsaydım keşke.
2011-09-28
2011-09-27
tebernaterabernternaernterna
Tera ile birbirimize benziyoruz gittikçe sanırım. Önceleri o bana benziyor diye düşünüyodum şimdi çok emin değilim. Olaylara verdiğimiz tepkiler ve insanlara yaklaşımımız. Huylarımız, alışkanlıklarımız falan benziyor. Tera'nın yerinde olsam aynen bunu yapardım diyorum bazan.O da diyodur bence. Alékasız.
2011-09-06
Bak gittim, giderim bak, gidiyorum işte..
Bu erkeklerin hükmedilme, pataklanma, köpek olma istekleri nedir, nasıl bişidir? Bunun çok geçmişten gelen bi sebebi olmalı. Çok saçma çünki. Ne biliyim, genetik bişidir belki, bi hormonları az salgılanıyodur veya evrimsel bir şeydir. Hükmedilmediğini hissettiğinde uzaklaşan bir erkek furyası var. Gay mi onlar acaba? Tüm sorularıma biri cevap verebilse keşke.
Orta çağda kalmış hakkaten güzel erkek kavramı sanırım. Böyle savaşçı ruhlu.p Şimdilerde şehir isteniyor, onun değil çünki, güzel görünüyor uzaktan, elde edesi var, içinde de kurtarılması gereken prenses var.) Savaş açıyor, zekice ve içtenlikle, kuşatıyor. O noktada içerdekiler “ aman iyi, varsın girsinler, daha iyi olur belki” diye telsim olursa şevki kırılıyor garibimin. İstemiyo artık. Omuzları silke silke gidiyor. Veya züppece, çirkince gidiyor. Ağzından çıkanı kulağı duymadan gidiyor. Prensesi de unutuyo içerdeki. Şehirde yaşayanlar böle bakıp kalıyolar. “Manyak mı bu naptı” diye. Madem almıyacaksın, neden bozdun düzenimizi diye. Orta çağda öylemiymiş. Gurur varmış, tutku varmış.)
Nese işte. Ağızlarından çıkanları kulaklarının duydukları tek zaman ilk zaman zannedersem. Sıkıldım ama. Bi de bi sürü versiyonu var. Midem bulanıyor artık.
Neden istiyoruz ki biz onları; seks için mi, gece ısınmak için mi, oyun arkadaşı olsunlar diye mi? Öyle galiba. Hepsi de geçerli nedenler gerçi. Ama basitleşti artık. İnsanın hevesi kursağında kalıyor.
2011-08-08
bi de habire karşılaştırma yapıyorum.
şimdi kötü hissediyorum,ama 2010 eylülünde bundan daha kötü hissediyodum. o geçti. demek ki bu da geçicek. hem de daha çabuk geçicek. o zaman hiç üzülmeyeyim ben. yani üzgünmüş gibi davranmamayım. üzülme kotamı alla korusun başka bişi olur ona saklayayım.
üff. bu da yorucu olmaya başladı.
şimdi kötü hissediyorum,ama 2010 eylülünde bundan daha kötü hissediyodum. o geçti. demek ki bu da geçicek. hem de daha çabuk geçicek. o zaman hiç üzülmeyeyim ben. yani üzgünmüş gibi davranmamayım. üzülme kotamı alla korusun başka bişi olur ona saklayayım.
üff. bu da yorucu olmaya başladı.
Sabah sabah bu ne mutsuzluk. Bi acayip. “Farkına varmak” çirkin,kötü bir şey. Yorucu bir şey. Cahillik, bilmemezlik mutluluk iimiş hakkaten de. Geçen haftalarda bir şeyin farkına varmıştım, dün iki şeyin farkına vardım. Bari bu kadar sık olmasın. Dengeli gidemiyorum bu şekilde. Oturtamıyorum.
Bi de yoruldum ben ya, birilerine içimden geldiği gibi davranmamaktan. Karşıdakinin tepkisinden çekinmekten.
Birine olduğumdan iyi davranıyorum, içimden “sen ne diyosun,ne anlatıyosun,bi sktr git” demek istiyorum. (bu iki yüzlülük deil heralde ya, sadece fevri olmamak istiyorum, kötü ruh halimle sonradan pişman olacağım şekilde kalp kırmamak istiyorum; aslında sevdiğim kişilere de kötü davranamasın geliyo; hem de nasıl, yerden yere vurasım geliyo). Birine de güzel şeyler hissediyorum, geri tepcek diye belli edemiyorum. Hatta bazen piç gibi davranıyorum. Off. Çok yorulmuşum. İlişki ve iletişim kurmak ne zorlaştı.
Saten şu “iyi davranmama kuralı” bi gün yolun ortasında kusmama sebep olacak. Müthiş gerizekalıca, insanlığın en büyük açıklarından biri bence. Üzerime titrer üzerime titrer, ikna eder beni, içinde parıltı görürüm. Hop bi bakmışsın ben de sempati besliyorum. Sonra-doğal olarak- sevgi ve iyilik dolu hamleler benden. Ben iyi davranınca karşının egosu devreye girer. Aç canavar ego. Yer beni yer. Ben de hiç anlamıyorum bu konulardan. Elimden kayıp gidiyo. Müdahale edemiyorum. Baya baya hayvani içgüdülerle hareket ediyorum.
Akıl kullanmak stratejik davranmak lazımmış. Çok çirkin. Çok çirkin ama diğeri de çok zararlı. Zehir gibi. Dengeli bir şekilde kaçmam, gösterip vermemem lazım ya; yapamıyorum. Yapmıyorum ya da bilmiyorum.
Ya ona doğru gidiyorum,o da bana gelir sanıp / Ya duruyorum yerimde, güvende hissetmeyince. İsterse gelir diye./ Ya da tamamiyle umudu kesip, korkup, tiksinip veya sadece istemeyip var gücümle, mesafeyi aça aça, yetişilmesin yakalanmayım diye kaçıyorum.
Kovalanmak diye bişi yok yani. Yok öyle bi seçenek. Olsa bile bilinçsiz yaptığım için ben bi etkisini görmüyorum. Umrumda olmuyo pek. Gerçi sütten çıkma ak kaşık deilim tabi, egom düşükken bnm de feci faydalandığım zamanlar oluyo. Ama farkına varırsam kesiyorum. Gerçekten.
Öyle işte. Yorulmadan iletişim kurmak isterdim. Çok isterdim hem de. Doğal sürecinde ve iyi olsun her şey isterdim. Ama sanki doğallık doğası gereği negatifliğe kayıyor. Histeri, romantizm ve sanat buradan besleniyo.
Çok yorgunum ben bugün. Yatıp bişiler izlemek istiyorum. Saten üsküdara giderken de bitti. Bok.
Bi de yoruldum ben ya, birilerine içimden geldiği gibi davranmamaktan. Karşıdakinin tepkisinden çekinmekten.
Birine olduğumdan iyi davranıyorum, içimden “sen ne diyosun,ne anlatıyosun,bi sktr git” demek istiyorum. (bu iki yüzlülük deil heralde ya, sadece fevri olmamak istiyorum, kötü ruh halimle sonradan pişman olacağım şekilde kalp kırmamak istiyorum; aslında sevdiğim kişilere de kötü davranamasın geliyo; hem de nasıl, yerden yere vurasım geliyo). Birine de güzel şeyler hissediyorum, geri tepcek diye belli edemiyorum. Hatta bazen piç gibi davranıyorum. Off. Çok yorulmuşum. İlişki ve iletişim kurmak ne zorlaştı.
Saten şu “iyi davranmama kuralı” bi gün yolun ortasında kusmama sebep olacak. Müthiş gerizekalıca, insanlığın en büyük açıklarından biri bence. Üzerime titrer üzerime titrer, ikna eder beni, içinde parıltı görürüm. Hop bi bakmışsın ben de sempati besliyorum. Sonra-doğal olarak- sevgi ve iyilik dolu hamleler benden. Ben iyi davranınca karşının egosu devreye girer. Aç canavar ego. Yer beni yer. Ben de hiç anlamıyorum bu konulardan. Elimden kayıp gidiyo. Müdahale edemiyorum. Baya baya hayvani içgüdülerle hareket ediyorum.
Akıl kullanmak stratejik davranmak lazımmış. Çok çirkin. Çok çirkin ama diğeri de çok zararlı. Zehir gibi. Dengeli bir şekilde kaçmam, gösterip vermemem lazım ya; yapamıyorum. Yapmıyorum ya da bilmiyorum.
Ya ona doğru gidiyorum,o da bana gelir sanıp / Ya duruyorum yerimde, güvende hissetmeyince. İsterse gelir diye./ Ya da tamamiyle umudu kesip, korkup, tiksinip veya sadece istemeyip var gücümle, mesafeyi aça aça, yetişilmesin yakalanmayım diye kaçıyorum.
Kovalanmak diye bişi yok yani. Yok öyle bi seçenek. Olsa bile bilinçsiz yaptığım için ben bi etkisini görmüyorum. Umrumda olmuyo pek. Gerçi sütten çıkma ak kaşık deilim tabi, egom düşükken bnm de feci faydalandığım zamanlar oluyo. Ama farkına varırsam kesiyorum. Gerçekten.
Öyle işte. Yorulmadan iletişim kurmak isterdim. Çok isterdim hem de. Doğal sürecinde ve iyi olsun her şey isterdim. Ama sanki doğallık doğası gereği negatifliğe kayıyor. Histeri, romantizm ve sanat buradan besleniyo.
Çok yorgunum ben bugün. Yatıp bişiler izlemek istiyorum. Saten üsküdara giderken de bitti. Bok.
2011-07-27
uzun bi düşünme evresinin sonucunda; kitap okurken uyuyakalmanın, film izlerken uyuyakalmaktan daha tatlı bişi olduğuna karar verdim. tatlı tatlı geliyo. bazen farkettirmeden. mımmm.
bi de sonrasında kendini öle filmdeki gibi kötü hissetmiyosun. kitap bölünebilitesi olan bişi ya. bi oturuşta bitmesi için "alper canıgüz" tarafından falan yazılmış olması lazım ya.
bi de sonrasında kendini öle filmdeki gibi kötü hissetmiyosun. kitap bölünebilitesi olan bişi ya. bi oturuşta bitmesi için "alper canıgüz" tarafından falan yazılmış olması lazım ya.
2011-07-25
2011-07-22
enginar severim
klima sevmem
yeşilçay severim
konsantre meyve suyu sevmem
sütlü filtre kahve severim
tavuk eti sevmem
ovabükü severim
koyu pembe sevmem
last fm severim
grooveshark sevmem
true blood severim
walking dead sevmem
deniz severim
bronz yüz sevmem
brüt beton severim
kısa-kalın boyun sevmem
kedi severim
votka sevmem
kahvaltı severim
tulumba sevmem
woody allen severim
züppe sevmem
taşkışla severim
yapay sevmem
ankara severim
tombili sevmem
dubstep severim
latino sevmem
buzlu badem severim
istanbul midye dolması sevmem
ilgi severim
kalabalık sevmem
el severim
mavi göz sevmem
klima sevmem
yeşilçay severim
konsantre meyve suyu sevmem
sütlü filtre kahve severim
tavuk eti sevmem
ovabükü severim
koyu pembe sevmem
last fm severim
grooveshark sevmem
true blood severim
walking dead sevmem
deniz severim
bronz yüz sevmem
brüt beton severim
kısa-kalın boyun sevmem
kedi severim
votka sevmem
kahvaltı severim
tulumba sevmem
woody allen severim
züppe sevmem
taşkışla severim
yapay sevmem
ankara severim
tombili sevmem
dubstep severim
latino sevmem
buzlu badem severim
istanbul midye dolması sevmem
ilgi severim
kalabalık sevmem
el severim
mavi göz sevmem
2011-06-19
kasımon
ne piçim korkuyorum hem de ya. istediğim kadar korkuyorum nerdeyse. kafamda ben naptım neler yaptım. paralel evren yarattım ben orda. normal olmadığını biliyrum da iyi de gizliyorum. üstünü kapatıyrm onla bunla. o da sağlıklı deil ama esasından daha kabul edilebilir.
şimdi olsa. gerçekten olsa yani. mucize olsa. gelse. gelişsek. ben bi kere tırlamış bi şekilde başlıyorum. baya ilerdeyim.ilk defasında da öyleydim.
önden giderim. bak burda şu var, bu var. gel sen de çok gsl olacak derim. hiç görmedin ki sen buraları bi merak et de hızlan hade derim. ben annattıkça o inanmaz. "ne dion yaeeeğğğ" der. deli mi bu sappık çıktı vallahi billahi der. ya valla deli deilim. sadece böle ilişkinin zaman ayarlarıyla oynasak herkesten farklı olcas yeminlen gel bi dene bi nolur bi dene- derim. gelmez. gider. geri döner. bildiği gördüğü yoldan tıpış tıpış gider. şaşırmadan etmeden. aynen.
ben nası geri döyeim bu saatten sora mına koyim. başka bişi lazım. yan yoldan çekilmem lazım. zorla çekmeleri lazım. ben nasıl geri döneyim.
olacağı, beraber gideceğimiz varsa da, gitmeyiz biz. en baştan ben bi süre yerimde rap rap adım atmalıydım. onun yanındaymış gibi yapmalıydım. ben önümü görmemişim önüm bana da muammaymış gibi yapmalıydım ki o da korkmasın eşitiz desin. yapamadım. ne hissediyosam onu yaptım. şimdi olsa bak tekrar yeminlen tüm gücümü harcıycam, yapmacık olma pahasına eşitmişiz gibi davrancam. sora acısı çok pis oluyo. üstü kapatılıyo da içerde yumuşak yumuşak acı oluyo. sızım sızım.
bi de üstünü kapatcak materyal bitince de zorda kalıyo insan.öle cıbıl cıbıl parlıyo alttaki. üstünü kapatcak güç toplamam lazım. neyle olcak bilmiom. eflatun mantarmıdır mor şukelamıdır. güç toplayım da üstünü kapatıyım bari sora unutunca varlığını üzüntüden kaybeder o da belki kendini. yoksa böle olcak gibi deil ya olcak gibi deil.
şimdi olsa. gerçekten olsa yani. mucize olsa. gelse. gelişsek. ben bi kere tırlamış bi şekilde başlıyorum. baya ilerdeyim.ilk defasında da öyleydim.
önden giderim. bak burda şu var, bu var. gel sen de çok gsl olacak derim. hiç görmedin ki sen buraları bi merak et de hızlan hade derim. ben annattıkça o inanmaz. "ne dion yaeeeğğğ" der. deli mi bu sappık çıktı vallahi billahi der. ya valla deli deilim. sadece böle ilişkinin zaman ayarlarıyla oynasak herkesten farklı olcas yeminlen gel bi dene bi nolur bi dene- derim. gelmez. gider. geri döner. bildiği gördüğü yoldan tıpış tıpış gider. şaşırmadan etmeden. aynen.
ben nası geri döyeim bu saatten sora mına koyim. başka bişi lazım. yan yoldan çekilmem lazım. zorla çekmeleri lazım. ben nasıl geri döneyim.
olacağı, beraber gideceğimiz varsa da, gitmeyiz biz. en baştan ben bi süre yerimde rap rap adım atmalıydım. onun yanındaymış gibi yapmalıydım. ben önümü görmemişim önüm bana da muammaymış gibi yapmalıydım ki o da korkmasın eşitiz desin. yapamadım. ne hissediyosam onu yaptım. şimdi olsa bak tekrar yeminlen tüm gücümü harcıycam, yapmacık olma pahasına eşitmişiz gibi davrancam. sora acısı çok pis oluyo. üstü kapatılıyo da içerde yumuşak yumuşak acı oluyo. sızım sızım.
bi de üstünü kapatcak materyal bitince de zorda kalıyo insan.öle cıbıl cıbıl parlıyo alttaki. üstünü kapatcak güç toplamam lazım. neyle olcak bilmiom. eflatun mantarmıdır mor şukelamıdır. güç toplayım da üstünü kapatıyım bari sora unutunca varlığını üzüntüden kaybeder o da belki kendini. yoksa böle olcak gibi deil ya olcak gibi deil.
2011-06-14
washington dc
Ya ne çaresizce bi durum ilişkilerde iki kişinin de söz sahibi olmasının gerekliliği.
Mesela bi kota olsaydı (minimum aymiin); atıyorum 100 birim. Yüz birim değil tabi. 1568 birim mesela (çift sayı evet, mükemmel olabilme ihtimali cepte durmalı). Bunu doldurunca başarılı ilişki olsaydı. Mesela ben 1560 birim sevdim, o 8 birim; yine olsaydı böyle de. Ama ütopik bişiden bahsediyorum. Dengesi z falan olmayacak böyle olunca. Ben başarılı olucam. Başarımdan iki taraf da faydalanacak. Ya da sabırla mıçan dağı deler gibin.
Peki ben onu 1500 birim, o başkasını 1500 birim severse n’olcek. Nasılsa bu hep 1500’de kalmaz. Bigün 1450 olur, bi gün 1502 olur vesaire. Tam o noktada kim fazla ise o kazansın. İyi olan kazansın. Eşitlenmenin hemen ardından yani. Ama kaybeden de üzülerek gitmeyecek öbür tarafa, isteyerek seçecek yani. Dünyanın enerjisi bunu masumca düzenleyecek. Farkında bile olmayacağız. İşler o kadar kolay ve temiz ve huzurlu yürüyecek ki herkes daha yaratıcı ve üretici olacak. Aşk acısı denen şey baya aza inecek. Aşk acısı olduğunda bunun bizden de kaynaklandığını bileceğiz. İpler karşı tarafın ellerinde olmayacak tamamiyle. Yine zorluklar olacak tabi. Ama bu denli yıkıcı olmaz. Ulen dicez demekki 1568 birim sevemiyomuşum, çok istesem olurdu diycez.
Çok karmakarışık anlattım zannedersem.
Mesela bi kota olsaydı (minimum aymiin); atıyorum 100 birim. Yüz birim değil tabi. 1568 birim mesela (çift sayı evet, mükemmel olabilme ihtimali cepte durmalı). Bunu doldurunca başarılı ilişki olsaydı. Mesela ben 1560 birim sevdim, o 8 birim; yine olsaydı böyle de. Ama ütopik bişiden bahsediyorum. Dengesi z falan olmayacak böyle olunca. Ben başarılı olucam. Başarımdan iki taraf da faydalanacak. Ya da sabırla mıçan dağı deler gibin.
Peki ben onu 1500 birim, o başkasını 1500 birim severse n’olcek. Nasılsa bu hep 1500’de kalmaz. Bigün 1450 olur, bi gün 1502 olur vesaire. Tam o noktada kim fazla ise o kazansın. İyi olan kazansın. Eşitlenmenin hemen ardından yani. Ama kaybeden de üzülerek gitmeyecek öbür tarafa, isteyerek seçecek yani. Dünyanın enerjisi bunu masumca düzenleyecek. Farkında bile olmayacağız. İşler o kadar kolay ve temiz ve huzurlu yürüyecek ki herkes daha yaratıcı ve üretici olacak. Aşk acısı denen şey baya aza inecek. Aşk acısı olduğunda bunun bizden de kaynaklandığını bileceğiz. İpler karşı tarafın ellerinde olmayacak tamamiyle. Yine zorluklar olacak tabi. Ama bu denli yıkıcı olmaz. Ulen dicez demekki 1568 birim sevemiyomuşum, çok istesem olurdu diycez.
Çok karmakarışık anlattım zannedersem.
2011-06-07
“…Bana öyle geliyor ki müziği (ve kitapları ve sinemayı ve tiyatroyu ve hissetmenizi sağlayan herhangi bir şeyi) varlığınızın merkezine yerleştirirseniz, aşk hayatınızı hale yola koymak, onu bitmiş bir ürün gibi düşünmeye başlamak size uymaz. Onu kurcalamak, canlı ve çalkantılı tutmak zorundasınızdır; onu parçalarına ayrılana dek kurcalamalı ve ilmek ilmek sökmelisiniz ki, en baştan başlayabilesiniz. Belki de bizim gibiler, bütün gün duygusal şeyler sindiren insanlar, hayatı yüksek perdeden yaşıyor ve bunun sonucu olarak da kendilerini hiçbir zaman tümüyle mesut hissetmiyorlar: ya mutsuz ya da çoşarcasına, sırılsıklam mutlu olmak zorundayız; ama dengeli, sağlam bir ilişki sırasında bu ruh hallerini yakalamak oldukça zor oluyor…”
(Nick HORNBY, High Fidelity, s. 142)
(Nick HORNBY, High Fidelity, s. 142)
2011-05-03
enginar kereviz dere otu keçi boynuzu
ya birisi bişi yerken karşıdakinin "aeğğğ ığğğhhh ayuğğğğhhh böeğğhhhh!! o iğrenç şeyi nasıl yiyosunuzzzz" demesi kadar sinir bozucu bişi var mı ya.
tabi ki var da, bu da baya sinir bozucu.
hayır bi de sevdiğin insanlar da yapıyo ya. orda tüm sevgimi cebe atasım geliyo vallahi.
yeme abi dur sen. hastamısın. o kadar içten tiksiniyo olamazsın. ilgi mi çekmek amaç? başka bişi mi? nasıl bi mantıklı açıklaması var?
"ıyyhhhh kereviz miiii böeğğğğhhhh"
çakıcaksın ağzına çiğ kerevizle..
tabi ki var da, bu da baya sinir bozucu.
hayır bi de sevdiğin insanlar da yapıyo ya. orda tüm sevgimi cebe atasım geliyo vallahi.
yeme abi dur sen. hastamısın. o kadar içten tiksiniyo olamazsın. ilgi mi çekmek amaç? başka bişi mi? nasıl bi mantıklı açıklaması var?
"ıyyhhhh kereviz miiii böeğğğğhhhh"
çakıcaksın ağzına çiğ kerevizle..
2011-02-22
2011-02-05
Cırlama n’olur cırlama ya
Biri herhangi bir konuda bir yapacağını söylediğinde, gerçekten yapsa keşke. Herkes bu kuralı benimsese, şimdiye nazaran çok keyifli bir hayatımız olur bence. Ya da daha az sıkıntılı. Dünya üzerindeki bir sürü sorundan sadece ufak bir tanesi bu, ve aslında o kadar kolay ki çözmek. Sadece bir konuda bir hamle/hareket vs. yapacağını söylerken en az üç sefer düşünüp, sonra da ağzından çıkanı uygulamak için sonuna kadar gitse.. saten kendisi yapacağını söylediği için (kimse onu zormaladığı için) yapılabilitesi vardır.
Hatta bedensel olarak cezalandırılsak “sözlerimizi” tutmadığımızda. (burdaki “sözlerimiz” söz vermek anlamında değil, sadece ifade etmek) Mesela; yapılacak eylemin deadlinenına kadar yapılmazsa o gece karnımız ağrısa, kolumuz ağrısa vs. Böyle ufak cezalar yani.
Ya da artık yapamayacak gibi hissediyosak korkmadan “ abi ben yapamıycam/ yapmıycam desek. İnsan gibi ya.
Arkadaşlar dikkat etse buna, karşı cinsler, patronlar vs. de vs.
Ben hala bana birşey konusunda vaad verildiğinde saf saf inanıyorum. Yapcam dedi, neden yapmasın ki, yapmıycak olsa söyler, bi açıklama sunar, beni mal mal bekletmez diyorum. Allam sora bi bakıyorum yapmamış. Deli olcam. Ne kadar korkunç bişi bu. İnsanlar farkında deiller bunun korkunçluğunun. Konuştuğumuz şeylerin ne kadar önemli olduğunu bilsek ne güzel olurdu. Aman falan da filan.
Bok.
Hatta bedensel olarak cezalandırılsak “sözlerimizi” tutmadığımızda. (burdaki “sözlerimiz” söz vermek anlamında değil, sadece ifade etmek) Mesela; yapılacak eylemin deadlinenına kadar yapılmazsa o gece karnımız ağrısa, kolumuz ağrısa vs. Böyle ufak cezalar yani.
Ya da artık yapamayacak gibi hissediyosak korkmadan “ abi ben yapamıycam/ yapmıycam desek. İnsan gibi ya.
Arkadaşlar dikkat etse buna, karşı cinsler, patronlar vs. de vs.
Ben hala bana birşey konusunda vaad verildiğinde saf saf inanıyorum. Yapcam dedi, neden yapmasın ki, yapmıycak olsa söyler, bi açıklama sunar, beni mal mal bekletmez diyorum. Allam sora bi bakıyorum yapmamış. Deli olcam. Ne kadar korkunç bişi bu. İnsanlar farkında deiller bunun korkunçluğunun. Konuştuğumuz şeylerin ne kadar önemli olduğunu bilsek ne güzel olurdu. Aman falan da filan.
Bok.
2011-01-13
ne! evlilik mi?
geçen gslce biriyle muhabbet ederken dedim "ofiste herkes küçük benden, evli bi de, 86lı 86lı kızlar". aslında mubaala da yapmıştım. bi tane var evli küçük. iki taneydi biri gitti. diğer evlilerim 75li ve 80li. neyse. alakasız. ben bunu söleyince " normal yani çevren öyle senin" dedi.
şimdi alla allaaa. böle bi tespit nasıl yapıldı. kısacık tanışma da yapılamaz, herhangi bi profilim de böle bi imaj mı oluşturmuşum. anlamadım. aklıma takıldı.
hani sorun deil de, insan kendi hakkında böyle bir tespitle karşılaşınca şaşırıyor. hayır çevrem öyle ben anlamıyorum da, arada ben mi sakat kalmışım.
ne absürd absürd şeylere takılıyorum.
ne kadar önemsiz bi konuyu buraya yazıyorum.
çevremde 30undan önce evlenenler olmamasından gizli gizli gurur mu duyuyormuşum.
ofisim benim çevremmiymiş. ne münasebet.
first impression is everything!!
şimdi alla allaaa. böle bi tespit nasıl yapıldı. kısacık tanışma da yapılamaz, herhangi bi profilim de böle bi imaj mı oluşturmuşum. anlamadım. aklıma takıldı.
hani sorun deil de, insan kendi hakkında böyle bir tespitle karşılaşınca şaşırıyor. hayır çevrem öyle ben anlamıyorum da, arada ben mi sakat kalmışım.
ne absürd absürd şeylere takılıyorum.
ne kadar önemsiz bi konuyu buraya yazıyorum.
çevremde 30undan önce evlenenler olmamasından gizli gizli gurur mu duyuyormuşum.
ofisim benim çevremmiymiş. ne münasebet.
first impression is everything!!
2011-01-11
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







