bi de habire karşılaştırma yapıyorum.
şimdi kötü hissediyorum,ama 2010 eylülünde bundan daha kötü hissediyodum. o geçti. demek ki bu da geçicek. hem de daha çabuk geçicek. o zaman hiç üzülmeyeyim ben. yani üzgünmüş gibi davranmamayım. üzülme kotamı alla korusun başka bişi olur ona saklayayım.
üff. bu da yorucu olmaya başladı.
2011-08-08
Sabah sabah bu ne mutsuzluk. Bi acayip. “Farkına varmak” çirkin,kötü bir şey. Yorucu bir şey. Cahillik, bilmemezlik mutluluk iimiş hakkaten de. Geçen haftalarda bir şeyin farkına varmıştım, dün iki şeyin farkına vardım. Bari bu kadar sık olmasın. Dengeli gidemiyorum bu şekilde. Oturtamıyorum.
Bi de yoruldum ben ya, birilerine içimden geldiği gibi davranmamaktan. Karşıdakinin tepkisinden çekinmekten.
Birine olduğumdan iyi davranıyorum, içimden “sen ne diyosun,ne anlatıyosun,bi sktr git” demek istiyorum. (bu iki yüzlülük deil heralde ya, sadece fevri olmamak istiyorum, kötü ruh halimle sonradan pişman olacağım şekilde kalp kırmamak istiyorum; aslında sevdiğim kişilere de kötü davranamasın geliyo; hem de nasıl, yerden yere vurasım geliyo). Birine de güzel şeyler hissediyorum, geri tepcek diye belli edemiyorum. Hatta bazen piç gibi davranıyorum. Off. Çok yorulmuşum. İlişki ve iletişim kurmak ne zorlaştı.
Saten şu “iyi davranmama kuralı” bi gün yolun ortasında kusmama sebep olacak. Müthiş gerizekalıca, insanlığın en büyük açıklarından biri bence. Üzerime titrer üzerime titrer, ikna eder beni, içinde parıltı görürüm. Hop bi bakmışsın ben de sempati besliyorum. Sonra-doğal olarak- sevgi ve iyilik dolu hamleler benden. Ben iyi davranınca karşının egosu devreye girer. Aç canavar ego. Yer beni yer. Ben de hiç anlamıyorum bu konulardan. Elimden kayıp gidiyo. Müdahale edemiyorum. Baya baya hayvani içgüdülerle hareket ediyorum.
Akıl kullanmak stratejik davranmak lazımmış. Çok çirkin. Çok çirkin ama diğeri de çok zararlı. Zehir gibi. Dengeli bir şekilde kaçmam, gösterip vermemem lazım ya; yapamıyorum. Yapmıyorum ya da bilmiyorum.
Ya ona doğru gidiyorum,o da bana gelir sanıp / Ya duruyorum yerimde, güvende hissetmeyince. İsterse gelir diye./ Ya da tamamiyle umudu kesip, korkup, tiksinip veya sadece istemeyip var gücümle, mesafeyi aça aça, yetişilmesin yakalanmayım diye kaçıyorum.
Kovalanmak diye bişi yok yani. Yok öyle bi seçenek. Olsa bile bilinçsiz yaptığım için ben bi etkisini görmüyorum. Umrumda olmuyo pek. Gerçi sütten çıkma ak kaşık deilim tabi, egom düşükken bnm de feci faydalandığım zamanlar oluyo. Ama farkına varırsam kesiyorum. Gerçekten.
Öyle işte. Yorulmadan iletişim kurmak isterdim. Çok isterdim hem de. Doğal sürecinde ve iyi olsun her şey isterdim. Ama sanki doğallık doğası gereği negatifliğe kayıyor. Histeri, romantizm ve sanat buradan besleniyo.
Çok yorgunum ben bugün. Yatıp bişiler izlemek istiyorum. Saten üsküdara giderken de bitti. Bok.
Bi de yoruldum ben ya, birilerine içimden geldiği gibi davranmamaktan. Karşıdakinin tepkisinden çekinmekten.
Birine olduğumdan iyi davranıyorum, içimden “sen ne diyosun,ne anlatıyosun,bi sktr git” demek istiyorum. (bu iki yüzlülük deil heralde ya, sadece fevri olmamak istiyorum, kötü ruh halimle sonradan pişman olacağım şekilde kalp kırmamak istiyorum; aslında sevdiğim kişilere de kötü davranamasın geliyo; hem de nasıl, yerden yere vurasım geliyo). Birine de güzel şeyler hissediyorum, geri tepcek diye belli edemiyorum. Hatta bazen piç gibi davranıyorum. Off. Çok yorulmuşum. İlişki ve iletişim kurmak ne zorlaştı.
Saten şu “iyi davranmama kuralı” bi gün yolun ortasında kusmama sebep olacak. Müthiş gerizekalıca, insanlığın en büyük açıklarından biri bence. Üzerime titrer üzerime titrer, ikna eder beni, içinde parıltı görürüm. Hop bi bakmışsın ben de sempati besliyorum. Sonra-doğal olarak- sevgi ve iyilik dolu hamleler benden. Ben iyi davranınca karşının egosu devreye girer. Aç canavar ego. Yer beni yer. Ben de hiç anlamıyorum bu konulardan. Elimden kayıp gidiyo. Müdahale edemiyorum. Baya baya hayvani içgüdülerle hareket ediyorum.
Akıl kullanmak stratejik davranmak lazımmış. Çok çirkin. Çok çirkin ama diğeri de çok zararlı. Zehir gibi. Dengeli bir şekilde kaçmam, gösterip vermemem lazım ya; yapamıyorum. Yapmıyorum ya da bilmiyorum.
Ya ona doğru gidiyorum,o da bana gelir sanıp / Ya duruyorum yerimde, güvende hissetmeyince. İsterse gelir diye./ Ya da tamamiyle umudu kesip, korkup, tiksinip veya sadece istemeyip var gücümle, mesafeyi aça aça, yetişilmesin yakalanmayım diye kaçıyorum.
Kovalanmak diye bişi yok yani. Yok öyle bi seçenek. Olsa bile bilinçsiz yaptığım için ben bi etkisini görmüyorum. Umrumda olmuyo pek. Gerçi sütten çıkma ak kaşık deilim tabi, egom düşükken bnm de feci faydalandığım zamanlar oluyo. Ama farkına varırsam kesiyorum. Gerçekten.
Öyle işte. Yorulmadan iletişim kurmak isterdim. Çok isterdim hem de. Doğal sürecinde ve iyi olsun her şey isterdim. Ama sanki doğallık doğası gereği negatifliğe kayıyor. Histeri, romantizm ve sanat buradan besleniyo.
Çok yorgunum ben bugün. Yatıp bişiler izlemek istiyorum. Saten üsküdara giderken de bitti. Bok.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
