2010-12-29
2010-12-26
uzunsaçlıkızlakısasaçlıerkek
cuma akşamı sedefte dört kız rakı-balık ettik. dört adet birbirleriyle baya güsel iletişim kurabilen kız.
sedef bişiler dedi orda. çok aklıma yattı.
geçmiş/mevcut ilişkilerimizin gidişatı hakkında konuşuyorduk. sefgili deişse de,ilişki süreçlerinin çok benzer olduğundan...
biz kızlar rahatsız olduğumuzda konuşuyoruz; ben bundan rahatsızım bıt cıt vs diye. ya da trip yapıyoruz. hoşlanmadığımız birşeyden hoşlanmış gibi davranmak yerine, karşıdaki belki anlar da bir daha tekrarlamaz/düzeltir yaptığını gibi umutlarla. trip yapma amacımız tabi ki ilişkiye zarar vermek değil. erkeklerden daha fazla rahatsız olduğumuz konular olabilir (gerçi bundan çok da emin değilim). bunun nedeninin de büyük oranda çok daha detaycı olmamıza bağlayabilirim.
bunun yanında ilişki boyunca hep rahatsızlığını belli eden hatun kişi olsa da, erkek bir anda gelip, ben yapamıycam artık ayrılmak istiyorum diye kestirip atıyo. daha önce halinden tavrından anlamışoluyoruz muhtemelen ama kulaklarımızla duymamışızdır muhtemelen - saten bu konuda (halden tavırdan anlamak konusunda)uzmanlaştırdılar bizi. bizim hislerimizin güçlü olmasının sebebi erkek kısmının iletişimdeki yetersizliğidir; başka türlü aramızda uçurumlar olur mazallah- ama sana daha önce rahatsız olduğu şeylerden (çok büyük olmadıkları sürece) asla bahsetmemiştir. sonra gelir çat diye ayrılır. üstelik bunu da nasıl yapacağını bilmediğinden, karşında konuşmayı deneyen bir aptal görürsün. saçma sapan bahaneler ve seni hala çok seviyorumlardan oluşan cümleleriyle.
sedef bunun nedenini kızların kendi aralarında herşeyi en ince detayına kadar konuşabilmelerine bağladı. kendi aramızda herşeyi ifade etmeye alışık olduğumuzdan sevgilimize de o şekilde yaklaşıp herşeyi konuşabiliyoruz. sevdiğimiz şeylerin yanında sevmediklerimizi de ifade edebiliyoruz. bu sebepten bi sorun varsa dile getiren biz oluyoruz. erkekler ise buna hiç alışık olmadıklarından bizlere karşı da bir anlamda "mesafeli"ler. o yüzden beklenmedik ayrılıklar yaşayanlar genelde kızlar oluyor.
tabi bu kesinlikle böyle olacak die bir kaide yok; ama benim bahsettiğim karşılıklı iki kişinin de birbirini sevdiği ve sağlıklı gibi başlayan ilişkiler. baştan bir taraf isteksizse daha acaip şeyler olabilir.
bir de baktığım tüm örneklerde kız tarafının elinden geldiğince sabırlı olmaya çalıştığını görüyorum.erkekler ise bu sabrı suistimal ediyorlar. mesela, basit bir örnek; 2 gün aranmıyorum. 3 gün arandığımda birazcık kırgın veya şaşırmış olsam da düzeliyorum hemen. karşıdaki acaip bir egoya (?) sahip olduğundan, benim bir sorun çıkarmamamı veya bunu normal karşılamamı görünce bi daakine 4 gün aramıyor. sonunda hafif tartışsak da ben yine kabulleniyorum ve bu süre 1 hafta oluyor vs. bu örekleri çoğaltabiliriz.
erkek ise karşılaştığı sorunda (karşısındaki kız onu köpek eden kızlardan değil de normal sağlıklı bir kızsa) hemen kestirip atıyor.
bu arada ne de çok seviyolar köpek olmayı. köpek olmayı sevmeyi kendilerine yediriyorlar. ama eğer normal bir kızsa, köpek ettiği adamı sevmiyodur ki o. gercekten sevgisini gösterdiği adamı seviyordur. ya da bir problem vardır. kız güvensizdir mesela. biz rus kızları gibi yetişmedik ki. kaçan kovalanır mantığını maalesef asla reddemiyorum ama, bundan hayvanlar gibi zevk almaları inanılmaz korkunç.
sevgilerimi sunuyorum. gelmiş geçmiş tüm sevgililerime. irili ufaklı. beynimi çorba gibi yaptınız. ne sevgisi. en derin ve keskin ısırıklarımı sunuyorum. kanatana kadar.
sedef bişiler dedi orda. çok aklıma yattı.
geçmiş/mevcut ilişkilerimizin gidişatı hakkında konuşuyorduk. sefgili deişse de,ilişki süreçlerinin çok benzer olduğundan...
biz kızlar rahatsız olduğumuzda konuşuyoruz; ben bundan rahatsızım bıt cıt vs diye. ya da trip yapıyoruz. hoşlanmadığımız birşeyden hoşlanmış gibi davranmak yerine, karşıdaki belki anlar da bir daha tekrarlamaz/düzeltir yaptığını gibi umutlarla. trip yapma amacımız tabi ki ilişkiye zarar vermek değil. erkeklerden daha fazla rahatsız olduğumuz konular olabilir (gerçi bundan çok da emin değilim). bunun nedeninin de büyük oranda çok daha detaycı olmamıza bağlayabilirim.
bunun yanında ilişki boyunca hep rahatsızlığını belli eden hatun kişi olsa da, erkek bir anda gelip, ben yapamıycam artık ayrılmak istiyorum diye kestirip atıyo. daha önce halinden tavrından anlamışoluyoruz muhtemelen ama kulaklarımızla duymamışızdır muhtemelen - saten bu konuda (halden tavırdan anlamak konusunda)uzmanlaştırdılar bizi. bizim hislerimizin güçlü olmasının sebebi erkek kısmının iletişimdeki yetersizliğidir; başka türlü aramızda uçurumlar olur mazallah- ama sana daha önce rahatsız olduğu şeylerden (çok büyük olmadıkları sürece) asla bahsetmemiştir. sonra gelir çat diye ayrılır. üstelik bunu da nasıl yapacağını bilmediğinden, karşında konuşmayı deneyen bir aptal görürsün. saçma sapan bahaneler ve seni hala çok seviyorumlardan oluşan cümleleriyle.
sedef bunun nedenini kızların kendi aralarında herşeyi en ince detayına kadar konuşabilmelerine bağladı. kendi aramızda herşeyi ifade etmeye alışık olduğumuzdan sevgilimize de o şekilde yaklaşıp herşeyi konuşabiliyoruz. sevdiğimiz şeylerin yanında sevmediklerimizi de ifade edebiliyoruz. bu sebepten bi sorun varsa dile getiren biz oluyoruz. erkekler ise buna hiç alışık olmadıklarından bizlere karşı da bir anlamda "mesafeli"ler. o yüzden beklenmedik ayrılıklar yaşayanlar genelde kızlar oluyor.
tabi bu kesinlikle böyle olacak die bir kaide yok; ama benim bahsettiğim karşılıklı iki kişinin de birbirini sevdiği ve sağlıklı gibi başlayan ilişkiler. baştan bir taraf isteksizse daha acaip şeyler olabilir.
bir de baktığım tüm örneklerde kız tarafının elinden geldiğince sabırlı olmaya çalıştığını görüyorum.erkekler ise bu sabrı suistimal ediyorlar. mesela, basit bir örnek; 2 gün aranmıyorum. 3 gün arandığımda birazcık kırgın veya şaşırmış olsam da düzeliyorum hemen. karşıdaki acaip bir egoya (?) sahip olduğundan, benim bir sorun çıkarmamamı veya bunu normal karşılamamı görünce bi daakine 4 gün aramıyor. sonunda hafif tartışsak da ben yine kabulleniyorum ve bu süre 1 hafta oluyor vs. bu örekleri çoğaltabiliriz.
erkek ise karşılaştığı sorunda (karşısındaki kız onu köpek eden kızlardan değil de normal sağlıklı bir kızsa) hemen kestirip atıyor.
bu arada ne de çok seviyolar köpek olmayı. köpek olmayı sevmeyi kendilerine yediriyorlar. ama eğer normal bir kızsa, köpek ettiği adamı sevmiyodur ki o. gercekten sevgisini gösterdiği adamı seviyordur. ya da bir problem vardır. kız güvensizdir mesela. biz rus kızları gibi yetişmedik ki. kaçan kovalanır mantığını maalesef asla reddemiyorum ama, bundan hayvanlar gibi zevk almaları inanılmaz korkunç.
sevgilerimi sunuyorum. gelmiş geçmiş tüm sevgililerime. irili ufaklı. beynimi çorba gibi yaptınız. ne sevgisi. en derin ve keskin ısırıklarımı sunuyorum. kanatana kadar.
2010-12-24
hint
iletişim kurarken insanlar aslında hep kendileriyle ilgili tüyolar veriyorlar bana. ben şöyleyim ben böyleyim diye. ama ben sanırım havlayan köpek ısırmaz mantığıyla yaklaşıp, bana yapmaz bea, hem niye yapsın, bulmuş beni diyorum.
sora, aaa bi bakıyorum yapıyo. önceden de uyarmaya çalışmış oysa beni. tolere etmeme yeter mi bu bilgi. yetmeli aslında. ya da en başından ciddiye alıp koşarak uzaklaşmak lazım.
yapamadık onu. şimdi düşüne düşüne uzaklaşalım. sert adımlarla. boşuna iletişim kirliliği yaratmayalım. tarih çok tekerrürden ibaret hakkaten.
çiftleşelim allah aşkına. benim kötü davrandıım bana kötü davransın, iyi davrandığım iyi davransın. bu ne; çaprazlama etkileşim mi olur. başlarım böle etkileşime.
sora, aaa bi bakıyorum yapıyo. önceden de uyarmaya çalışmış oysa beni. tolere etmeme yeter mi bu bilgi. yetmeli aslında. ya da en başından ciddiye alıp koşarak uzaklaşmak lazım.
yapamadık onu. şimdi düşüne düşüne uzaklaşalım. sert adımlarla. boşuna iletişim kirliliği yaratmayalım. tarih çok tekerrürden ibaret hakkaten.
çiftleşelim allah aşkına. benim kötü davrandıım bana kötü davransın, iyi davrandığım iyi davransın. bu ne; çaprazlama etkileşim mi olur. başlarım böle etkileşime.
2010-12-23
when harry met sally
2010-12-19
bok böcee
sevebileceğim adamın blogunda sevdiği kadın için yazdıklarını okumak, idrak etmeye çalışmak nedir abi. vücudumun hava deliklerine ite ite eksik parçaları sokmak mıdır. iyiydi be o delikler. gerçi ben yapıyorum hepsini, şizofrene bağlamayalım şimdi. üff. olmasaydı keşke. arada benlen ego tatmin etmiş lem. götoş.
asabiyet
1. dün tzt'ye "bal"ı izlemeye gittim deniz gökle. anlamadığım bir şekilde buz gibi bir sinema orası. biletler 2 tl diye mi öyle? 3 tl yapsınlar, azıcık ısıtsınlar yahu. neyse. izlememiştim balı. inanılmaz güzelmiş. çok beğendim. büyülenmiş bir şekilde çıkarkan filmden, 45-50 yaşlarında bir aplamız film için "montaj yapmayı bilen herkes çekebilir bunu, bu ne ya, film mi bu" gibi bişiler dedi. nedir bu kendine güven. yani filmi beğenmemiş olabilir. benim beğendiğimi herkes beğenmeli, beğenmeyenler bi boktan anlamıyor diyenlerden değilim ama bu eleştir de biraz körlük ahmaklık angutluk değil mi? ne çok farklı farklı insan var. ne anlatılır ki bunlara, gözünü kapatmış yapmış yorumunu cesurca. peki ben neden takıldım o kadına bu kadar çok.
2. sonra denizle helvetia ya yemek yemeye gidelim dedik. bisikleti var diye aşağıdan dolandık. bisikletide ordaki küba denen saçma yerin yanındaki ağaca kilitleyecektik ki, kübanın önünde duran iki adet garson gayet kaba ve kendilerine güvenli şekilde (emir kulu diye acımıycam yani) "arkadasım onu karşıya bağlayın" dedi. ulan kübanın yanındaki ağaca da mı karışacaksın. bi de saat erken, hava buz gibi dışarda 4 tane masa var bomboş. kimse oturmaz orda. ama adam bize bizim bisikleti koyacağımız yerin yanına da masa atabilecekleri söyledi. ulen dedik yarım saat yemek yiyip çıkıcaz. abdi misin. işte tartışmadık. bu da angut. ama sinir yaptım yine. üff.
3. ve son olarak da akşam animasyon festivaline 9 seansına girdik. saten sinemada, özellikle festivallerde gereksiz yere kahkaha atan insanlardan nefret etiğimi sölerim hep. bu sefer az sayıdalardı. gerçi seyirci de azdı. ama bunlardan sürekli aralarında fısır fısır konuşanlardan biri bi koltuk yanımda; herşeyi anlayan, anladığını yanındakine açıklayan sonra da her boka, ama abartmıyorum minnacık bile her boka ahahahahahahahahahaha şeklinde gülen (ayh hırrrr) ince sesli APTAL hatun da arkama oturmuştu. ahahahaha larının arasında bi de "ay çok komik ya" diyodu. değildi ama gerçekten değildi. tebessüm ediyordu salondaki diğer herkes, ve o ince espriyi anlamak saten onların hayatının bir parçasıydı. o kadar zor deildi ki espri. neden bu kadar yüzümüze vursun.
zamanında abdinin biri bana "mazeretim var asabiyim ben" gibi abdi bişi demişti. ben de öyleyim abdi.
2. sonra denizle helvetia ya yemek yemeye gidelim dedik. bisikleti var diye aşağıdan dolandık. bisikletide ordaki küba denen saçma yerin yanındaki ağaca kilitleyecektik ki, kübanın önünde duran iki adet garson gayet kaba ve kendilerine güvenli şekilde (emir kulu diye acımıycam yani) "arkadasım onu karşıya bağlayın" dedi. ulan kübanın yanındaki ağaca da mı karışacaksın. bi de saat erken, hava buz gibi dışarda 4 tane masa var bomboş. kimse oturmaz orda. ama adam bize bizim bisikleti koyacağımız yerin yanına da masa atabilecekleri söyledi. ulen dedik yarım saat yemek yiyip çıkıcaz. abdi misin. işte tartışmadık. bu da angut. ama sinir yaptım yine. üff.
3. ve son olarak da akşam animasyon festivaline 9 seansına girdik. saten sinemada, özellikle festivallerde gereksiz yere kahkaha atan insanlardan nefret etiğimi sölerim hep. bu sefer az sayıdalardı. gerçi seyirci de azdı. ama bunlardan sürekli aralarında fısır fısır konuşanlardan biri bi koltuk yanımda; herşeyi anlayan, anladığını yanındakine açıklayan sonra da her boka, ama abartmıyorum minnacık bile her boka ahahahahahahahahahaha şeklinde gülen (ayh hırrrr) ince sesli APTAL hatun da arkama oturmuştu. ahahahaha larının arasında bi de "ay çok komik ya" diyodu. değildi ama gerçekten değildi. tebessüm ediyordu salondaki diğer herkes, ve o ince espriyi anlamak saten onların hayatının bir parçasıydı. o kadar zor deildi ki espri. neden bu kadar yüzümüze vursun.
zamanında abdinin biri bana "mazeretim var asabiyim ben" gibi abdi bişi demişti. ben de öyleyim abdi.
2010-12-17
aklım o kadar karman çorman ki. yoğunlaşmamak için abdi abdi şeylerle oyalıyorum. kendi haline bıraksam nolcek aceba.
kanım böyle çok hızlı hızlı ama yanlış yunluş yerlerden karman çorman akıyomuş gibi. zor lan böle olmak. kronikleşiyo galipa. ben diyorum hakkaten bu kadar çetrefilli olcanı bilseydim insan bedeninde kalmanın,doğmazdım lan. ne doğcam.
rahat rahat yatardım işte nerde yatıyosam. aklım bi karış havada. dünyadan haberim yok. miss.
aklımın gerisine atıyorum ya bişileri bilerek ve isteyerek. orda onlar noluyo acaba.çürüyolarmı yağlı yağlı, kokarak. metan gazıyla patlarsa görürüm.
kanım böyle çok hızlı hızlı ama yanlış yunluş yerlerden karman çorman akıyomuş gibi. zor lan böle olmak. kronikleşiyo galipa. ben diyorum hakkaten bu kadar çetrefilli olcanı bilseydim insan bedeninde kalmanın,doğmazdım lan. ne doğcam.
rahat rahat yatardım işte nerde yatıyosam. aklım bi karış havada. dünyadan haberim yok. miss.
aklımın gerisine atıyorum ya bişileri bilerek ve isteyerek. orda onlar noluyo acaba.çürüyolarmı yağlı yağlı, kokarak. metan gazıyla patlarsa görürüm.
2010-12-11
kedili çarşaf
kedilerin çarşaflara olan takıntısı nedir abi? biri bana açıklasın. ne zaman çarşafımı değiştirmeye çalışsam, tera çıldırıyo. heycan yapıyo; altına mı girsem üstüne mi çıksam, koşsam mı sadece -yatağın bi ucundan bi ucuna, yoksa tetikte mi beklesem popomu hafif yukarı kaldırıp sağa sola oynatarak... göz bebekleri büyüyo, simsiyah oluyo. ısırarak yemek istiyorum terayı öyle olunca.
2010-12-03
stupid girl
26 yıl sonra sürekli ders alıp bunu uygulamaya geçiremiyen, erimiş kalpli genç kızlarımız için hep beraber....
miss li den geliyor;
deep down i know i'm not a stupid girl
but still i make all those mistakes, yeay
i know there is a lot stupid girls in this world
but i don't want to be like them
yes i will learn but as a lonely ugly drunk on a bend
la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la, right!
(http://fizy.com/#s/1ixpkd)
miss li den geliyor;
deep down i know i'm not a stupid girl
but still i make all those mistakes, yeay
i know there is a lot stupid girls in this world
but i don't want to be like them
yes i will learn but as a lonely ugly drunk on a bend
la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la-la, right!
(http://fizy.com/#s/1ixpkd)
2010-12-02
böcük
cocuumun babasının bu silueti böcek çıktı. böcekmiş meğersem. silueti ve olası pembelikleri kaybetmek kötü amma böcekle de yaşanmaz ki. ben de napıyım ezmek zorunda kaldım. peçeteyle böyyyllee bastırıverdim. ezildi. ezilirken de kıtır kıtır sesler çıkardı. bi de sıvı aktı içinden. eflatun-gri arası. parlak. parıl parıl parlak. merak ettim ben de parmakladım o sümüksü sıvıyı. ilginç, sevilesi bi rengi vardı, ama tadı yoktu hiç. hiç de böle bişi yememiştim. öyle işte.
sonra peçeteyle topladım. attım çöpe. ama eccük izi kaldı yerde o sıvının koyuca. haftasonu temzizlik yapıjiim. ovalarım o da geçer.
sonra peçeteyle topladım. attım çöpe. ama eccük izi kaldı yerde o sıvının koyuca. haftasonu temzizlik yapıjiim. ovalarım o da geçer.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

